Şafak Söken Nasırların İhtilali
Toprakla aramızdaki o sarsılmaz bağ, bazen en büyük kavgalardan daha sert, en derin aşklardan daha kadimdir. İnsan, sadece bir coğrafyanın toprağına değil; o halkın kederine, öfkesine ve dinmek bilmeyen o soylu umuduna doğar. Tenimiz o toprağın yanık kokusuyla mühürlenmiş, ruhumuz ise fabrikadaki çarkın sesine, tarladaki orak tıkırtısına ve bu toprakların Nesimi’den Pir Sultan’a uzanan o boyun eğmez, "Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan" diyen kadim direniş kültürüne karışmıştır. Bizim gerçeğimiz; köklerimizin birbirine sarıldığı o aydınlık ve bereketli derinlikte, yani halkın sarsılmaz vicdanında saklıdır.
Aynı toprağa gözlerini açmak, tarihin omuzlarımıza bıraktığı toplumsal bir kader sözleşmesidir. Bu sözleşme; zulmün en zifiri vaktinde inancını bir meşale gibi kuşanmayı, haksızlığa karşı bir halkın toplu vuran yumruğu olabilmeyi emreder. Garibanın sofrasında bölünen bir lokma ekmekte yoldaş, yerin yedi kat altında rızkını arayan madencinin terinde kardeş olabilmektir asıl mesele. Saf tutmak; sadece yan yana durmak değil, karanlığı yırtan fabrikalarda, tarlalarda ve bu mozaiğin her renginde yükselen o muazzam şafak söken nasırların ihtilali olabilmektir.
Zulmün paslı zincirlerini kıracak olan, bizim bu toplumsal sevdamız ve öz kültürümüzün o bin yıllık devrimci mirasıdır. Kavganın ve davanın tam ortasında "biz" olabilmek, iki kişilik bir hikâyeden sıyrılıp kolektif bir bilincin sarsılmaz iradesine dönüşmektir. Bizim sevdamız; prangaları parçalayacak kadar hırçın, bir ananın duasındaki kadar durudur. Soylu bir sevdanın iki yangın yüreği olarak, bu topraklara olan borcumuzu ancak böyle ödeyebiliriz: Adlarımızın kağıt üzerinde yan yana durmasını değil, emeğin ve özgürlüğün meydanlardaki o yıkılmaz, sınıfsal birliğini mühürleyerek.
Zamanın tozlu sayfalarında bir daha yan yana gelmeyecek olsa da adımız; bir işçinin grev çığlığında, bir mazlumun hakkını alışında aynı sesle yankılanır. Kişisel bir "alın yazısı" peşinde koşmak yerine, bir halkın hür şafağına adanmış iki nefer olmaktır onurumuz. Biz artık birbirimizin değil; bu vatanın, bu halkın ve bitmeyecek olan o büyük insanlık kavgasının yüreğiyiz.
Gülşen Polat
