sayıklamalar
Biriktirdiği taşıma sulara yöneliyordu.Nereye gideceğini bilen adımları hızlıydı.İvmesinin grafiğini çerçevelettireceklerdi ne de olsa bağımlı olanları.Oysa o tanımadığı insanlarla vakit geçirmeyi severdi.Bi daha asla yüzünü göremeyeceği yüzleri belleğine çizerdi,yaş bir betona kondurduğu pabuç izi gibi.Donuk albümleri olurdu sayfa çevrimi kadar ilgi vereceği.Bağlanmak istemiyordu,bağlanmaktan korkuyordu,bu yüzden en çok ailesine bağlıydı birde sonsuzlarına.Güvenmek gerekiyordu bağlanınca.Yabancılara güvenmek gerekmezdi,yaralasalar dahi bi önemi olmazdı;çünkü yabancıydılar kendilerine. Yürüdüğünün farkına varınca yürüyemiyordu,otonom sistemini kıskanıyordu bu yüzden,devamlı atan kalbini,midesini,içini kıskanıyordu,içi belirli dışı belirsizdi.İçi kendi dışı öteki. Adımlarını obsesifler gibi saymaya başladı.Bi adım sana bi adım bana diye dağıtıyor, suya giden yürüyüşünü.Pabuçlarına gözü takılıyor,yeni olmamalarına rağmen.Yeni alınan somutluk gözlerle tüketilir önce diye geçiriyor iç sesiyle.İç sesim de otonom propagandası yapıyor diye çığlık atıyor birden.Etrafta kimse yok,duydular onu,sorularla baktılar,etrafta olsalar duymazlardı çığlığı. Daha ne kadar var diye yorgunluğunu şımarttı söylenmelerine.Suya az kalmıştı.Sabit olan su hareketli olan oydu.Sabit olan fikirleri,hareketli olan suydu. Hepsi aslında birer taş olan kumlara baktı,birden vücut ısısı değişip ayakları sıcaklaşan muhabbet kuşu geldi aklına,kum sıcaktı,taşlar buharlaşmak istiyordu dizlerine diş izini andırmayan taş izlerini geçirirlerken..Parmak oyunları oynar gibi ellerine sözler yazdı suyun mahremine dokunurken.Utangaçtı su bu yüzden içine çekiyordu bakışlarını kaçırken.Dağınık bir ayna gördü,ayna oldu.Şekli yoktu,aşk gibi.Kalıpları sevmezdi,kalıplara yapışır çıkmazdı.Şekli bozulurdu kalıp içindekilerin,ondandır sevmezlerdi kalıp içleri onu. Öldüğünde önce düşecek olan burnu dokundu,önce o ıslandı.Suyun debisini okşadı varlığı.Yanaklarını su sıktı bu sefer.Dudaklarıyla balık gibi su içtiğini zannetti boşluk,oysa o içine hava gönderiyordu kabarcık kabarcık.Gözleri açıktı kapalıyken de açıktı,içini gösteren bi göz kapağı vardı,gözündeki ışık içini gösteriyordu.Saçları,ağzına aılıp ıslatıp dişledikten sonra ağzında duyumsadığı tükrük tadı gibi suya tat veriyordu.Su dişliyordu saçlarını.Kafasını suyla çalıştırıyordu boğulurken..Azraile tahammül edemezdi,güvenmek istemiyordu ona,yabancı oldu,kayboluşunu izledi.Kafasını dışarı çıkardığında sonsuzu,ağladı.Bebeğin havayla ilk temasını şimdi yeniden yaşıyordu.''İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur.''deyiverdi soluk borusundaki suyu kusarken.