Şeker

Çoğu zaman zannedildiğinin aksine şeker tüketimi 250 yıl öncesine gelene kadar oldukça düşüktür. Şekerin kristalize edilmesi bin yıldan uzun bir süredir bilinse de, üretim süreci zahmetli olduğu için pahalı bir üründür. Bütün bu süre zarfında temel üretim malzemesi şeker kamışıdır ve bu bitkiden elde edilmesi yorucudur, üstelik elde edilen miktar oransal olarak düşüktür. Ayrıca yüzlerce yıl boyunca, özellikle de köle çalışmasına dayalı bedensel emekle üretilmiştir.

Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki yalnızca şeker değil, tuz da eskiden çok değerliymiş. Avrupada maaşlar tuz fiyatına endeksli hesaplanmış, hatta bazen gerçekten tuz olarak verilmiş. İngilizce Salary (maaş) kelimesinin Salt (tuz, Almancası Salz) kavramından türediğine dair çok güçlü bir iddia var. Sonraki sanayileşme çağının hemen öncesinde ve başlangıç dönemlerinde şeker çok değerli hale gelmiş. Azeri yazar Memmedguluzade, Danabaş Köyünün Hikayesi adlı kitabında bir keçi kafası büyüklüğündeki kelle şeker için çevrilen alavereyi ve yapılan zulmü anlatır. Tabi ki şimdiki kadar kolay üretilemedikleri için değerli olduklarını söylemeye gerek yok. Talebe göre arz çok az olduğundan dolayıdır bu durum.

1750'li yıllardan itibaren pancardan şeker elde edilebildiğinin anlaşılması üzerine tüketim miktarı artmış, fabrikasyon sistemlere geçilmesi ile de üretim kolaylaşmış ve hızlanmıştır. Kapitalistleşme süreci içerisinde bir pazarlama tekniği olarak satılabilmesi için tüketimi teşvik edilmiştir. Şeker fabrikaları, bedensel çalışmaya dayalı üretim karşısında kapitalist sanayi üretiminin ilk büyük zaferlerinden birisidir. İnsan sağlığının bozulmasına yol açan yanlış ve dengesiz beslenmenin ilk adımlarından birisi de böylece atılmıştır. Neredeyse her şeyin içine katılabilir hale geldiği için fizyolojik ihtiyaçtan çok daha fazla şeker tüketilmeye başlanmıştır. İnsan bünyesi de tüketildikçe daha fazlasını istemiştir. Yani bir tür bağımlılığa dönüşmüştür. Doğal olmayan ve sindirim sistemi tarafından büyük bir hızla zahmetsizce alınmaya hazır hale getirilmiş olan şeker sindirim esnasında tembelliğe yol açmasının aksine vücut içinde başka organlara geçtikten sonra ise oldukça yorucu süreçlere neden olmaktadır. 250 yıldır sürekli kolaylaşan üretim teknikleri sayesinde tüketim miktarının gitgide daha fazla arttığı dikkate alınırsa şirketlerin daha fazla kazanç uğruna insan sağlığını hiçe saymalarına tanık olmaya devam edeceğimiz bir gerçektir. Şu anda elde kalan tek seçenek bireysel bilinçlenmedir. Daha yakın zamanlarda ortaya çıkan Glikoz Şurubu, Fruktoz Şurubu gibi konulara hiç girmiyorum bile. Tıbbın ilgi alanına giren kısımda konuşması gerekenler elbette ki hekimlerdir, ancak meselenin iktisadi ve ticari boyutu da bazı şeyleri anlamamız için yeterlidir. Yeter ki görmek isteyelim.

04 Ağustos 2023 2-3 dakika 81 denemesi var.
Beğenenler (3)
Yorumlar