Şımarmak

Son bir kaç gündür; ismi lazım değil, yolumun üzerinde, yıkık bir duvarın üstüne bırakılmış ve görünüşüne bakılırsa hiç okunmamış, deyim yerindeyse gıcır gıcır bir kitap buldum. Kapağında geceden kalan soğuk vardı. Bari dedim hangi hayır sever bıraktıysa her sabah çıktığım uzunca yokuşu okuyarak çıkayım hem vakit geçer hem de uzun zamandır bir kitap okumamanın acısını çıkarırım düşüncesiyle kitabın ilk sayfasını açtım.

Fakir Baykurt metinlerini anımsattı. Köy romanı sandım ama değilmiş. Ankara'nın gecekondularıyla tanınmış her hangi bir semtinde olaylar geçiyordu....Yine de sıkıldığımı belli etmeden ve yazara da; tanımadığım halde yazara da ayıp olmasın diye yokuş bitene kadar yaklaşık yirmi sayfayı bitirdim.

Akşam kimmiş bakalım bu yazar diyerek yemekten sonra; aç karnına zekam çalışmaz internetin tepesine çöktüm. Of of of...Ödüller yedi sekiz kitap dil zenginliği : bana biraz safsata gelse de, yazara ön söz yazanlar övgüler düzdüğüne göre benim düşüncelerimin ne önemi var dedim kendi kendime...

Fakat bu yazarın hakkında olumsuz konuşan kadınlar tarafından yığınlarca haber var ve bu haberler kadın yazarlar tarafından da yazılmış... Bu erkek yazarı yalnız bırakmayalım diyen bir iki yazar daha ortaya çıkınca ve hepsininde yayım evleri tarafından uzaklaştırılmalarını okuyunca; kendi kendime vay bee dedim... 

Sosyal medya da tanınmak. Bulunduğun yeri hazım edememek. Entellektüel düşünceyi belden aşağı indirmek vs...

Türkiye de yeni dönem yazarların bazıları böyle mi? Bir iki kadeh bir iki ödül...

Kısaca Şımarmak...

10 Mayıs 2021 1-2 dakika 157 denemesi var.
Beğenenler (2)
Yorumlar