Sonsuzluktaki Son
Hiç bilmediğim bir şehrin; en derin, en çıkmazı olmayan sokağındayım şimdi. Sağıma dönsem boşluk, soluma dönsem boşluk.. Ucu olmayan, sonsuz bir boşluk bu. Tıpkı uçurum gibi.. Ve insanın bazen o sonsuzluğun içinde en sona doğru gittiği zamanlar olur. Onca sonsuzluk içinde en sonu bulmakta kolay değildir elbet. Bunu bulmak için çok umut ve bir o kadarda kaybediş gereklidir. Sen kalbinin kırık parçalarını tamir etmek, onları yerine yerleştirmek için bilmediğin sonu olmayan o sonsuzluklara gidersin. Bedeli ne bilmeden yada her geçen dakika biraz daha kaybolmayı göze alarak yaparsın bunu. Ama işte yine kazanan sonsuzluktaki sondur. Kalbinin parçalarını yerine takamadan bitirir seni o son. Geriye senden bir şey bırakmaz belki de. Gülüşündeki o cennet bahçesinin yerini cehennem çukurunun alması çok acı. Kıpır kıpır, eğlenceli o kahkahaların yerini birden acı alması.. Ve yanında birde gözyası bırakır hediye olarak yüzsüz gibi. Hemde nereye kadar, nasıl dayanacağını söylemeden gider işte. Sen o bilmediğin şehrin en ücra sokağındayken neler olduğunu anlayamazsın bile. Anlamak istemezsin çünkü. Kalbinin kırıklarını tamir etmek için savaş verirken, kalbini yok ettiğinin farkında bile olmazsın Ve bir gün; Bir gün kalbindeki o şehrin o sokağındaki o sonsuzluk olan sonun bir adı olur, birde anlamı. Sen ne kadar çabalarsan çabala hiçbir yalan, hiçbir insan bunu değiştirecek güçte değildir. Senden başka! O şehrin, o sokağının ve o sonsuzluktaki sonun adı senin sonun olmuş olur. Ve bir kalbin bitiş hikayesi.....