Söylenemeyenler

Söylenemeyenler

Vedalaşacağin ilk eski duygu hangisi olurdu?Bana kalırsa hüzün, veda etmenin ilk ve en derin duygusudur... Sanki zaman durur, geriye kalanlar sisler içinde kaybolur. İlk veda, ilk hüzün... Belki de kalbin sessizce fısıldadığı, "bu belki de son" sözcüğü... Ama her şeyin bir sonu var, her son yeni bir başlangıçtır belki,"Her son, bir başlangıçtır, yeter ki görebilelim" (The Kızıl Prens).

Bir diğeri ise nostalji... Geçmişe dönük, tatlı-acı bir anımsama. Veda etmenin ardından gelen, "keşke"lerin dansı,
"Geçmiş, bir yerdir, oraya gidemezsin" (E. Hemingway) gibi.

Sıra geldi mi umutsuzluğa, belki de veda etmenin en karanlık yüzü, eziklik duygusu da sinsi bir gölge gibi arkamızdan gelir,"Aman Allah'ım, ben ne yapmışım da bu bana olmuş?" (Kemal Sunal) der gibi.

Sonuncusu gülmek sanırım. Hüzün, nostalji, umutsuzluk... Bazen gülmek, veda etmenin en kolay yolu olabilir, ama eziklik duygusu da cabası, sanki geride bıraktıklarımıza yeterince veda edemedik gibi,
"Gülmek, insanı en çok yalnız bırakan şeydir" (O. Pamuk).

Peki ya veda etmemek? Bazen en zor olan, veda etmek değil, veda etmemek... Veda edememek, belki de en acı olanı... Söylenecek çok şey varken, söylenemeyenler... Belki de veda etmenin en zor kısmı, geride bıraktıklarımızı unutmak, yeni bir sayfa açmak. Ama unutmayalım ki, her veda yeni bir başlangıçtır.

03 Nisan 2026 1-2 dakika 11 denemesi var.
Beğenenler (1)
Yorumlar (1)
  • Sayın Seçki Kurulu Üyeleri, deneme yazımı değerlendirme fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim. Saygılarımı sunarım.