Suzan Teyzem

Teyzemlerin evi benim okuduğum okul olan Gazi Mustafa Kemal İlkokulunun karşısında. Annemden sonra annem dediğim, elinden örgüsü, dilinde zikri eksik olmayan biricik Emine teyzem. Kardeşlerinin en büyüğü ve en dinç’i. Allah daha uzun ömür versin… Ben altı yaşında okula kayıt için babamla gittiğim zaman küçük diye almamışlardı.

Suzan teyzem bunu duyunca beni alıp okula kayıt yaptırmaya gitti. Onu tanıyıp, seven müdür ve öğretmenler hiç itiraz etmeden okula kaydımı yapmışlardı. Suzan teyzem aslında Emine teyzemin kızıydı. Fakat büyük olduğundan mı yoksa gelenek, görenek mi bilmiyorum biz ona hep teyze diyoruz. Beklide yakın ve sevecen olduğu için…

Teyzem evinde terzilik yaptığından, tatlı dilli ve geniş gönüllü olduğundan çok tanıdığı ve seveni vardı. Ben düğünlerini hatırlamıyorum. Suzan teyzemin evi de teyzemlerin iki sokak üstündeydi. Onun kadar iyi ve şen eşi Yusuf enişte Meteoroloji müdürlüğünde çalışıyordu. Ben okulda acıkınca teneffüslerde Emine teyzemlere gider açlığımı bir ekmek parçası da olsa gidermeye çalışırdım. O bir dilim ekmek bana pasta ve börekten tatlı gelirdi.

Bir teneffüs zilinde yine acıkmıştım. Bu sefer Suzan teyzeme misafir olmuştum. Fırından mis gibi balık kokusu geliyordu. Beni de davet ettiler. Balığın pişmesini bekledim. Biraz sonra fırından çıkan mis gibi balığı, tadı damağımdan gitmeyen o balığı afiyetle yedik. Ben hemen okul yolunu tuttum. Okul bahçesinde kimse kalmamış herkes derse girmişti. Bende koşa koşa sınıfa girdim. Sınıfta öğretmenim elinde sopa ile kapı ardında beni bekliyormuş. Ben sınıfa girince ellerim o sopayla biraz ısındı. Fakat balığın tadını unutmadım. Yediğim dayak balığın üstüne tatlı gibi oldu.

Suzan teyzemin babası Halil enişte gece bekçiliği yapıyordu. Görevini tam manasıyla yapan bir gece bekçisiydi. O’ da rahmetli babamla çok iyi anlaşır, devamlı gelip gider, muhabbet ederlerdi. Allah rahmet etsin bir gece namazına kalktığında vefat etmiş.

Suzan teyzem ve Yusuf enişte Almanya’ya gittiler. Suzan teyzemin dört erkek, bir de kız kardeşi vardı. Onlarda çok çile çekti. Taksicilik yaptılar soyuldular canlarını zor kurtardılar, taksiyle ineğe çarpıp ineği ödediler hem de arabayı yaptırdılar. Sonra da Halil enişte kızıp arabayı sattı. Teyzem onları da Almanya’ ya götürdü. İkisi kalıp oraya yerleşti, iş sahibi oldu, ikisi ve kız kardeşi Hatice teyzem Türkiye de.

Suzan teyzemin bir kızı oldu. O’ da bizim gelinimiz yani kardeşimin eşi oldu. Allah bağışlasın analı, babalı büyüsünler onlarında bir kız ve bir oğlanları oldu. Şimdi delikanlı oldular. Onları da büyüten Suzan teyzem dir. Almanya da doğup büyüdükleri için Suzan teyzem onlara hem annelik hem babalık yaptı sağ olsun.

Suzan teyzemler iş görmeyi, arayıp sormayı çok severler. Akraba ve dostlarına çok faydaları olmuştur. Almanya da ve Türkiye de tanıdığı, eş ve dostları çoktur. Almanya da, Alman komşularıyla akraba gibi olmuşlar. Değişik il ve memleket de çok dostları var.

Rahmetli babam da çok severdi onları. Kendi kardeşi yurt dışında olduğu halde getirmemiş, Suzan teyzemler getirmişti o zamanların meşhur siyah beyaz Nortmende marka televizyonu nu. Babam da bunu devamlı söylerdi.

Suzan teyzemin kız kardeşi Hatice teyzemi de anmadan geçemeyeceğim. Allah ondan da razı olsun onlarda Ankara da ikamet ederken ben lise son sınıfı onların yanında bitirdim. O da bana annelik, babalık yaptı hakkını ödeyemem. Sağ olsun.

Suzan teyzem ilerleyen yaşına ve peşini bırakmayan hastalıklara rağmen her sene ailecek yazlıklarına gelir. Yazlıklarında hiç misafir eksik olmaz. Bazen Almanya’dan misafiri bile olur. Fırsat buldukça biz de ziyaret ederiz. Eğer gelen giden olmazsa Suzan teyzem o zaman hasta olur. Çünkü yedirmeyi de çok severler. Elleri boldur. Allah daha çok versin, dostlarıyla yemek nasip etsin. Kardeşimde Türkiye deki işinden emekli olup Almanya ya yerleşti. Allah Suzan teyzeme ve ailesine sağlık ve sıhhat içinde uzun ömür versin, eksik olmasınlar…                  

09 Nisan 2026 3-4 dakika 21 denemesi var.
Yorumlar