Üçüncü Şahsın Evliliği

Üçüncü Şahsın Evliliği

Ne diye böyle bir başlık attı diye düşünenler olur yazının sonunda.

Veya Attila İlhan’dan esinlenerek yola çıktı diyenlere;


‘aslında hiç de öyle olmadı ‘ sözünü, yağmurdan ikinciye yıkadığım çamaşırlarımın yanına asarak başlamak istiyorum üçüncü şahsın evliliğine…


Uzun yıllardır yapılan araştırmalarda evliliklerin nedenli bittiğini, hangi yöntemler ile ayrılık yoluna gelindiğini okuyanlarımız olmuştur. Her bir öneri altın küpe niteliğinde yapışsa da kulaklara, yine yeniden aynı yolların tozlu kaldırımlarında yaşlanıyor insanoğlu, nedenin bilmediği bir ömrün içinden geçerken.


Evlilik önemli bir kurum, hatta içinde kurumsal çalışanların olduğu, direktiflerin ardı arkasının kesilmediği, uzun soluklu ve bol mesaili bir işletme. Hangi açıdan yönetildiği ve yönlendirildiği de ayrı bir tez konusu olarak hala anlatılıyor Tedx’de.


Ne saçma değil mi? üçüncü bir göz ile evliliğinize bakıp yargı muhasebesi yapabilmek. Muhakeme yeteneği bile olamayan insanların tek taraflı duygu kargaşalarını kendine çevirerek, üstün derecede evliliğin komuta merkezlerine yerleştirmeleri ne garip değil mi?


Çok öznel ve suçlayıcı olunduğunda, karşı tarafı erdemsizlikle suçlayıp kendinizi yüceltme mevkiine yakıştırdığınızda, pekte kaliteli ayrılıklar olmuyor adliye koridorlarının dar ve sıkıcı banklarında..


Bitiyor gibi yapmak, bitiremiyor kanayan yarayı. Gidiyor gibi yapıp film setine çevrilen evliliklerde bir de arkadan ittirir diye, kadroyu çocuklar ile güçlendirmek kaosun vazgeçilmez bir endişesi ile buluşturuyor insanları. Nitekim bile bile lades kemiklerinin kırıldığı sofralarda, arkamızı dönüp eline tencere tavasını uzattığımız eşimize ‘lades’ diyerek, bir kez daha fırsatçılığını konuşturuyor iç sesimiz; ‘nasıl da yedi’ diye.


Ömrümüzü yiyenlere inat, koparılması gereken ne varsa koparmalı insan dallarından. Bitmesi gereken son nokta virgüle dönüp huzursuz tavaflar yaratıyorsa içimizde, geriye doğru giden ayakları taşıyamıyorsa bedenimiz ayrılık vakti çoktan gelmiş, hatta guguklu saatimizin çanları her sabah bizi uyandırma metoduna girmiş demektir...


Sevgili E-halime ;

Biz seninle hiç yan yana hayal kuramadık, iki yoksul kentin garip, aptal aşıkları olarak anıldık gün sonu raporlarında. Gazete manşetlerine şaşırdığımız pazar kahvaltılarının yerini, pastane köşelerindeki soğuk poğaçalara bıraktık. Geç kaldık, geç kalktık...


Biz seninle ayrı odalarda resim çizen iki kahramandık. Hayalleri tuvallere işleyip, bir kalbimizin içinde gökkuşağını yaşatamadık...


Resmen, fiilen ayrıldık. Terazisi ağır bastı Avukat Yaşar'ın. Çok yönlü tazminata gebe bırakılan bir aşkın gayri meşru çocuklarıyla boş salıncakları salladık..


Biz seninle hiç yan yana hayal kuramadık Yana yana ayrıldık...

10 Kasım 2023 2-3 dakika 49 denemesi var.
Beğenenler (3)
Yorumlar (2)
  • 7 ay önce

    Herkes kendi içinde yaşar cehennemini de cennetini de iki ruh tamamlayamıyorsa birbirini üç değil üç bin gözde baksa olaya onlara çocuk bahane edilse de kopmamaya yaşamak başkadır ve yaşayan bilir huzurunu da hüznünü de beraberliklerin. Sevgilerimle Uğur bey