Yüreğe ( Nisana ) Düşen Katre
Nisan yağmurudur ekinleri en çok doyuran. Nisanda yağan yağmurdur insanları uyaran. Yağmur deyip geçemeyiz. Ne acılar saklar içinde, ne hüzünler vardır bilemezsiniz. Ayrılık da taşır içten içe, sevinci de getirir gündüz gece.
Bazen yeniden diriliş fısıldar fersiz yüreklere
Yüreklere muştu olur çiçek olur açar gözlerde
Nisanda düşer o Damla toprağa. Yıllar, asırlar önce... İnsanları yağmura en muhtaç olduğu bir anda, kupkuru bir çöle düştün bir müjdeyle. Öyle bereketli geldin ki sen, kuru toprağı yeşile bezediğin gibi kurumuş gönülleri de yine sen suladın, onlara doğru yolu gösterdin. Bir on dört asır geçti şimdi aradan. Senin suladığın toprağın yeşilliği o gün olduğu gibi bugün de var. Ama insanlar o günden daha çok muhtaç şimdi yağmura. Muhtacız sana. Hislerimiz, duygularımız o kadar dumura uğramış ki, muhtaç olduğumuzun bile farkına varmıyoruz. Seviyoruz diyoruz, sev(e)miyoruz. Söylediklerini uygulamıyoruz.
Neden Efendim! Neden seni unuttuk, ya da neden unutturulduk! Yine seni anan, yüreği sana yanan ümmetiniz ve umutluyuz. Bir gün bu kayıp gönüllerin (benim) de elinden tutacağını biliyoruz. Bir kere dünya gözüyle göremedik, bari rüyamızda görsek yüzünü. Bize reva görme n'olur?
(Ah ben, ah ben şu satırları bile kaleme alırken öyle mahcubum ki sana. Her dediğini yapamayıp da seni özlüyor olmamdan hicap ediyorum. Ama ben seni özlüyorum. Bin canım olsa hepsini de sana, yoluna feda ederim.)
Ey Sultanım! İnsanlık toprağı sana, nisan yağmuruna, aç; yürekleri senin soluğuna muhtaç. Düştük, yanıldık, yolunun yolcusu olamadık belki de; ama sen En Sevgilisin, Sevgililer Sevgilisisin, O'nun Habibisin. Bekliyoruz, geleceğin ümidiyle yine bir bahar, bir nisan yağmuruyla.
Çıkıp gelmesi beklenen olur her nisanda
Nisanda yağmur ve gül semboldür âşıklarda
Her sene Kutlu Doğum'u vesile ettik, bahane ettik yüreğimize yağmana. Gülleri derdik, güllerle geldik. Gül saçtık her yana. İnsanlar içinde sen neysen, çiçekler içinde gül de sen... Gül mevsiminin hayalini kurduk, gül kokusu aradık zemheri karanlıklarda. Nisanda açmaya durdu goncalar, ümitle dolduk yine. Sonra cama koştuk her yağmurda. Yağmura baktık, her seferinde sen aklımıza geldin, 'Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım' dedik naatlar yazdık gecelerde. Toprağımız o kadar çok kurudu ki başka bir şey düşünemedik. Seni düşledik, sana susadık. Yağmuru ve gülü yoldaş ettik hayalimize.
Güzelliğin Hayy'dan yansımasıdır Nisan'a
Nisana düşer yağmur, ulaşır sonsuzluğa.
Gel Efendim, bu nisanda yine. Bu sefer nisana değil yüreğimize düş. Düş ki ağzının diriltici nefesiyle yeniden doğalım. Hayy'dan geldik (özümüze ulaşıp), Hû'ya gidelim.