Zannederek Yaşamışım
Uykunun her şeye iyi geldiğini sanırdım... Sadece sanmışım... Öyle çok şey sanmışım ki hep sanmışım...
İçimde bir acı hani nasıl desem ölüm gibi bir şey, hiç ölmedim ama çoğu kez ölüp ölüp dirildim... En çok da uykumda dirildim. Çünkü ben en çok korktuklarımla en derin uykularımda karşılaştım...
Yok öyle değil hani şey gibi vapura binersin hava soğuktur, burnun üşür ellerini cebinden çıkarmaya takatin yoktur ama ciğerlerin sıcak bir çay ister martılar da gevrek bir simit. Sen o çayı alırsın bir martı geçer gözlerinin önünden vicdanın hafiften sızlar ama dersin ki gökyüzünü ben mi doyuracağım ! Sonra vicdanını soğutmaya, ciğerlerini ısıtmaya, parmak uçlarını yakmaya devam edersin..
Sanırım öyle bir şey oldu ya da olmadı bilmiyorum. Bildiğimi sandığım onca şey, öyle şeyler çıktı ki adımı biliyorum demeye utanır oldum ! Varlığımı bilmezken varlığını nasıl oluyor da bu denli biliyorum bunu da sen bil, en azından bunu bil...
Hücrelerime kadar doluyum, taşacak kadar değil doldukça dolacak kadarım.. Ruhum nasıl bedenimle cezalandırıldıysa,bir bahane gelip bedenimi yok edene kadar ruhumu nasıl tutsak ettiyse kendine öyleyiz sanırım. Ruhumun özgür olduğu gün bedenim yok olacak. O zaman ne anlamı kalacak ? Ruhum o boşlukta istediği kadar özgür olsun,'' bedenim çürüdükten sonra ya da leş kargaları leşimi afiyetle yedikten sonra o ruh dönememek üzere dönsün dursun özgürlüğüyle'' ! dedirtme bana ....
Biz alışmıştık tutsaklığa... Bu özgürlük fazla bana, özgürlük denirse buna..