Küçük Prens’teki Masumiyetin Ardında Gizlenen Gerçek: Antoine de Saint-Exupéry’nin Fırtınalı Evliliği ve "Gül"ün Asıl Sahibi
Dünya edebiyatında Küçük Prens (1943) kadar yanlış anlaşılmış, vitrinlerde pelüş oyuncaklara ve çocuk odası posterlerine hapsedilmiş çok az metin vardır. Milyonlarca okur bu incecik kitabı masum bir çocuk masalı, saf bir sevgi alegorisi ya da pastoral bir fantezi zanneder.
Oysa Küçük Prens; İkinci Dünya Savaşı’nın en karanlık günlerinde, Fransa’nın işgali üzerine New York’ta sürgünde yaşayan, ciğerleri sigaradan bitmiş, dostlarını kaybetmiş bir savaş pilotunun tükeniş günlüğüdür.
Hepsinden önemlisi bu kitap; Antoine de Saint-Exupéry’nin fırtınalı, ihanetlerle ve kavgalarla dolu on üç yıllık evliliğine, ardında bıraktığı karısına yazdığı şifreli, hüzünlü ve suçluluk dolu bir veda mektubudur.
B-612 gezegenindeki o tek gül; kaprisli, kibirli, durmadan öksüren ve fanus isteyen o narin çiçek, hayal ürünü bir metafor değildir. O gülün bir pasaportu, kanlı canlı bir bedeni ve ağır bir ciğer hastalığı vardı: Consuelo Suncín-Sandoval Zeceña.
B-612 Gezegenindeki Üç Yanardağ ve El Salvador
Consuelo Suncín, Orta Amerika’nın en küçük ama en hırçın ülkesi olan El Salvador’da doğmuştu. El Salvador, coğrafya literatüründe "Yanardağlar Ülkesi" (Tierra de Volcanes) olarak anılır.
Küçük Prens’in minik asteroidinde yer alan üç yanardağ—ikisi faal, biri sönmüş olan ve prensin her sabah bacalarını temizlediği o volkanlar—bir masal dekoru değildir. Consuelo’nun memleketinde gökyüzüne kül püskürten Santa Ana ve Izalco volkanlarının ta kendisidir.
Saint-Exupéry, 1930 yılında Arjantin Posta Havayolları (Aeroposta Argentina) müdürüyken Buenos Aires’te Consuelo ile tanıştı. Consuelo iki kez dul kalmış, bohem, ressam, heykeltıraş ve girdiği her ortamı kasıp kavuran bir Latin kadınıydı. Fransız aristokratı, melankolik pilot Antoine, bu kadının fırtınasına ilk görüşte tutuldu ve 1931’de Fransa’da evlendiler.
Fakat bu evlilik hiçbir zaman dingin bir liman olmadı; aralıksız bir açık deniz fırtınasına dönüştü.
Öksürük Nöbetleri, Fanus ve Dört Diken
Consuelo, çocukluğundan beri ağır ve kronik astım hastasıydı. Sık sık nefessiz kalır, boğulur gibi öksürür ve günlerce yataktan çıkamazdı. Eşinin sürekli tehlikeli uçuşlarda olması, Casablanca’dan Dakar’a, Patagonya’dan Sahra Çölü’ne uzanan maceraları ve Paris salonlarındaki sayısız kaçamağı Consuelo’nun sinir krizlerini ve astım nöbetlerini daha da tetikliyordu.
Kitaptaki gülün o meşhur kaprisleri, Saint-Exupéry’nin gece geç saatlerde eve döndüğünde karşılaştığı o gerçek krizlerin birebir kopyasıdır:
“Gül, prense suçluluk duygusu aşılamak için iki üç kez kuru kuru öksürdü... 'Hava cereyanından hiç hoşlanmam. Bir paravanınız yok mu? Geceleri beni fanusun altına koyarsınız. Burası çok soğuk...'”
Gülün durmadan öksürmesi, Consuelo’nun ciğerlerindeki o amansız astımdır. Rüzgârdan korkup paravan ve fanus istemesi, Consuelo’nun terk edilme korkusu ve kocasından talep ettiği o boğucu şefkattir.
Gülün "Beni kaplanlardan koruyacak dört dikenim var" demesi ise aslında hiçbir gücü olmayan, sadece terk edilmemek için hırçınlaşan, tırnaklarını çıkaran kırılgan bir kadının savunma refleksidir. Küçük Prens gezegeninden kaçar; çünkü gülün o kaprisli taleplerine tahammül edememiştir. Tıpkı Saint-Exupéry’nin evdeki kavgalardan bunalıp kokpite sığınması, gökyüzüne kaçması gibi.
Dünyadaki Beş Bin Gül ve Tilki’nin Hakikati
Metnin en trajik kırılma anı, Küçük Prens’in Dünya’ya gelip bir bahçede yan yana açmış beş bin gül gördüğü andır.
Prens çimlerin üstüne kapaklanıp ağlar. Çünkü gezegenindeki gül ona "Bütün evrende benim bir benzerim daha yok" demiştir. Oysa Dünya’da ondan binlercesi vardır; gülü onu kandırmıştır.
Bu sahne, Saint-Exupéry’nin New York ve Paris hayatındaki sayısız kadını simgeler. Dünyada Consuelo’dan çok daha uyumlu, çok daha sağlıklı, kaprissiz binlerce kadın vardır.
Fakat tam bu noktada hikâyeye Tilki girer. (Birçok biyografiye göre bu Tilki, Saint-Exupéry’nin New York sürgünündeki en yakın sırdaşı Silvia Hamilton Reinhardt’tır). Tilki, prense edebiyat tarihinin en ünlü dersini verir:
“Gülünü senin için bu kadar önemli kılan, onun için harcadığın zamandır... İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.”
Küçük Prens bahçedeki beş bin güle geri döner ve onlara şöyle der: "Siz güzelsiniz ama boşsunuz. Sizin için kimse ölemez. Benim gülüme gelince, o tek başına hepinizden önemlidir. Çünkü ben onu suladım, fanusun altına koydum, tırtıllarını ayıkladım ve onun öksürüklerini dinledim. Çünkü o benim gülümdür."
Saint-Exupéry, beş bin kadının arasında neden o hırçın, öksüren Salvadorlu kadına mahkûm olduğunu bu satırlarla itiraf eder. Aşk, kusursuz olanı bulmak değil; kusurlu bir varlığa harcanan emeğin, çekilen cefanın büyüklüğüdür.
Akdeniz’in Dibinden Çıkan Gümüş Künye
1943 yılında New York’ta kitap basıldıktan kısa bir süre sonra Saint-Exupéry, 43 yaşında olmasına rağmen müttefik ordusuna katılarak yeniden savaşa gitti.
31 Temmuz 1944 sabahı, Korsika’daki Borgo üssünden havalandığı Lockheed P-38 Lightning keşif uçağıyla Akdeniz üzerinde kayboldu. Ne uçağı bulundu ne de bedeni.
Aradan tam 54 yıl geçti. 1998 yılının eylül ayında, Marsilya açıklarında avlanan Jean-Claude Bianco adlı Fransız bir balıkçının ağına deniz dibinden gümüş bir künye takıldı. Tuzdan ve yosundan kararmış künyenin üzerinde şunlar yazılıydı:
"Antoine de Saint-Exupéry (Consuelo)"
Uçağı Akdeniz’in karanlık sularına gömülürken bile bileğinde taşıdığı tek şey, gezegeninde bıraktığı o öksüren gülün adıydı.
2000 yılında Consuelo’nun tavan arasındaki bir sandıktan çıkarılarak yayımlanan anıları (Gülün Anıları - Mémoires de la rose), bu aşkın tek taraflı olmadığını tüm dünyaya gösterdi. Consuelo, hayatı boyunca kocasını beklemiş, onun ardından bir daha asla tam olarak iyileşememişti.
Küçük Prens bir masal değildir; ölümün eşiğindeki bir pilotun, kalbini kırdığı astımlı eşine gökyüzünden bıraktığı, gözyaşıyla ıslanmış bir özür mektubudur.
Kaynakça
- Antoine de Saint-Exupéry, Le Petit Prince, New York: Reynal & Hitchcock, 1943; Türkçesi: Cemal Süreya, Tomris Uyar, İstanbul: Can Yayınları, 1995.
- Consuelo de Saint-Exupéry, Mémoires de la rose, Paris: Plon, 2000; Türkçesi: Gülün Anıları, (Çev. Ayşe Meral), İstanbul: Can Yayınları, 2002.
- Stacy Schiff, Saint-Exupéry: A Biography, New York: Alfred A. Knopf, 1994. (1995 Pulitzer Biyografi Finalisti; Consuelo ile evliliğin, New York sürgününün ve astım krizlerinin dökümü).
- Paul Webster, Antoine de Saint-Exupéry: The Life and Death of the Little Prince, London: Papermac, 1993. (Gül ve yanardağ metaforlarının otobiyografik kökenleri).
- Alain Vircondelet, Antoine et Consuelo de Saint-Exupéry: Un amour de légende, Paris: Les Arènes, 2005.
- Luc Vanrell, Jacques Pradel, St-Exupéry, l'ultime secret: Enquête sur une disparition, Monaco: Éditions du Rocher, 2008. (Marsilya açıklarında bulunan gümüş künye ve uçağın enkazına dair adli tıp ve arkeolojik belgeler).