25 - Köyde Çocuk
köy evi
toprak
damlı evlerde büyüdük.
ocak başında, ısınırdık kışları
isli kandil ışığında ders çalışırdı
mektep çocukları,
sefildik,
ama ne güzel günler yaşadık
'eli-yüzü yün(e)cek
niyemete bak(a)ma'zdık
kalkar kalkmaz dam başında ıbrıktan
avuç-avuç yüzümüze su çarpardık
besmele ile başlar,
'Elhamd-ü lil lah Şükür'le kalkardık sofradan
inekleri, davarı uğurlar,
ahırı kürür,
batmayı samanlardık
babam;
kışları hemen her sabah,
odun kesmeye giderdi,
merhametsiz yüklerdi eşeği
Topal Ayşenin damında kırmızı çarşaf
'ormancı geldi' işareti,
o değilden oduncuları karşılamaya çıkardık
herkeste bir tedirginlik,
oduncu yolu gözlenirdi.
odun-çalı küçükse,
öğretmen geri çevirirdi.
okula en böyük odunu götürme yarışındaydık
tahta ya da bez çanta,
sarı matematik defteri,
cumartesi öğleden sonra
göndere bayrak çekilirdi
tatil adına okulda oyunlara dalardık
bütün oyuncak
sadece ettop
tüm okulda bir ya da iki,
en sevilen çocuklar
öğretmeninkilerdi
zengin çocuklarını herkes kollar, arka çıkardı
en korkulanlarsa abisi olanlardı
galebe çalamazdık,
beklediklerimize kırılma,
canımızı acıtanları bir gün kıstırma,
hıncımızı alma
düşleri kurardık
DİPNOT:
yunmak: yıkanmak, yumak/yümek: yıkamak
ıbrık / ibrik : bakır su kabı
davar: keçi-koyun sürüsü
batma: hayvanların yemesi için saman vs. konulan yer, yemlik
ettop: lastik top, sıkıştırılmış sünger