Âbâd Yahut Zillet
Hayat yolunda zordur yolculuk.
Ya Allah'a çıkar ya kula kulluk...
Yolun doğruysa ne âlâ, hayırdır sonu;
Yusuf'u düşün yoksa unuttun mu onu?
Sarılmıştı Rabb'inin şaşmaz ipine;
İnanmışın yalan yanlışla işi ne?
Çekti Hak yolunda onca çileyi,
Aldı sonunda büyük payeyi.
Baş oldu Mısır'a, erdi murada.
Sabır ve duaydı yetişen imdada.
Öyleyse dosdoğru olsun yolun,
Bu uğurda gitse de boynun!
Hem yüksek de değildir hiçbir yol.
İnanmazsan onu Ferhat'a sor.
Delmedi mi koca koca dağları,
Aşılmazı o en sarp olanı?
Vurdu külüngü, aştı her bir engel;
Kavuşmada Şirin'e set mi oldu eller?
Bitti, bitmez denilen yol.
Niçin bitmesin? Yeter ki azimli ol!
Unutma, varılacak yar ise eğer
Mükâfatı türlü cefaya değer.
Peki ömür denilen üç günlük yolda
Zannedip kendini her daim karda
Yükselirken alçalana ne demeli?
Para için, ün için yerlerde mi sürünmeli?
Hayır! Yakışmaz alçaklık sütü ak olana.
Büyüklük güzel lakin zillet yakışmaz ona.
Maddeyle büyüklük mü olurmuş?
Dostum, söyle bunu kim uydurmuş?
Büyüksen mazlumu tut kaldır yerden,
Az mı gelir sana bu, gerçi yapabilirsen?
Adamlıktır cihanda insana kalan,
Ondan gayrısı inan ki yalan.