Afitabın Kalpte İnfilakı
(IV) Hezeyan Mektupları / Dördüncü Nüsha (Afitabın Kalpte İnfilakı)
gündüzün cehenneminden geceye karşı döndüm.
güneşe istifa çekip ben, her soğukta öldüm.
çehrem suya bulandı, yalanlara mı gömüldüm?
sırılsıklam eden yüzü, yağmur oldu;
"- ona da sövdüm!"
ben soğuktan titriyorken, cenge girmiş en saf halin.
kalbe paralar saçarken, kusursuz ve gökten inme hain.
türlü türlü aşklara, destan olmak istiyordum.
yunuslarda martılarla semada uçmak istiyordu.
tabiki hepsi hayal; gerçekleri görmüyorsun,
yüzünü yalana dönmüş, utanmadan "- sus!" diyorsun.
hasret güneşte boy vermiş, saçlarına uzanıyordu.
gökkuşağı gözüne düşmüş, ışıltısı sönmüyordu.
kalbim sevda mermisiyle, aşktan infilak ederken.
umutlarım bir an gelip, kalbe can verir mi?
mutluluğun en son hali, kalp dilinde aşk denirdi,
sen şu mahfelmişliğimde, sığındığım tek evimsin.
kalbe baskı kurdum, şarkılarla yolcu ettim aşkı nerde?
uyku gözden ırak oldu, rüyalarsa uzak bi yerde.
ala çalan dudakları, gül yüzünde saklanırdı,
gülü sevsem, dikeni olur katlanıp kıskanırdı.
ayı geceden çalan alnı, perçemlerinde saklanıp,
yıldızlara kafa tutardı, gözleriyle dert alıp.
acım terine bulanmış, yalvarır tenine sürtünüp,
ben o terk-i diyar eden, mert kadına küskünüm.
güneşe yüzümü dönsem, afetinden hep yanardım,
ben bu aşka terkedilmiş, platonik bi zindanım.
"- ne istersin?"
"- git başımdan.."
sırra kadem basarcasına, hep içimden geçer kalbin.
sonbaharda dal kururken, solgun kalp bu en zor halim.
elleriydi denize değen, teninin terden aynası,
orda ben mi vardım acaba, yoktu ardın ardısı.
kırıkça iltifatlar dudaklarıma yığılmış,
ben orda aşkı bulan, en geniş bi limandım.