Ağustos'a Gelecek Ekim'e Dün !
Gittin...
Sessiz bir gürültü bırakarak ardında
Üstelik tasını tarağını toplamadan
Siklonlara gebe bir geyik postu;
Bir taba rengi hüzün
Dalları don gömlek ve fakir bırakarak...
Bir eylül sabahı
Eylül gibi...
Yazdan kışa
Don ayaz kar beyaz
Bekleme odası olmalı adın!
Aslında sen;
Dün ile yarın arasında bir mevsimsin!
Şehnaz bir ulufe dağıtırsın toprağa
Al ulvi bir benek düşürürsün goncalara
Sedef döküntüsü gibi mevsimsel
Gelin süsü serersin ağustos tepelerine!
Örterken toprağın masumiyetini yapraklarla
Göçmen kuşlara yavrular eklersin
Uçarlar el sallayarak sana
Ebruli ibrişimler uçurursun göklere
Ardından su döker gök adettir ya
Yine gel geç kalma!
Dalgalar üzülür gidişine kabarır yüreği
Taze aşklar sende maya tutar
Güneş dünyaya daha bir yan bakar nedense!
En güzel pozlarını sana verir
Sen baharsın ya!
Kışın dumanı işaret fişeği
Bir yanın yaza gecelik giyinmiş!
Diğer yanın şairlerin bile bilemediği
Anlatamadığı
ve
Atlatamadığı
Denizi taşa tuttuğu duyguların selisin
Yani hüzün!
Sen ağustosa geleceksin
Ekime dün!
Yani Eylül!