Ah Be Usta
söyle be usta
kundaklanırken şarapnel kokulu yangınımız alazlarda
ısırgan otları neden bu kadar pervasız kuşatır düşlerimizi
firari mülteciliğimiz bu kadar sürmanşetken
neden kanatırlar içimizi
neden kuşatılıyoruz içten içe
hergün neden çarpıp yığılıyoruz
en olmazından bir hiçe
bu kadar bilgeyken yüreğimiz
neden bu kadar sübyan ellerimiz
nedir bu olmazlıklar
neden tökezleriz bu kadar
neden bizi anlamaz
kime sitem eder yar
yargısız bir infazda kırılmışken kolumuz kanadımız
söyle be usta
nerede o müttefik yanlarımız
git be usta
bu kadar kocamışken meydanlar
bakir sokaklarımız neden bu kadar dar
ne zaman bitecek be usta
ne zaman bu artçılar
vay be usta
neden hergün çekilir kanımız
yuvalanmışken gönlümüze baharlar
neden hala zemheri her yanımız
ihanet kuşatırken her şafak vakti
gecelerimiz neden bu kadar abluka
neden vurur dost kokulu sözcükler
yüreklerimiz alabora sözlüklere neden bu kadar aşina
bak be usta
asılı kaldım son kertiğinde
siper ediyorum ellerimi üşümüşlüğüme
üfürüğümde sallanıyor ciğerlerim
içimi yakıyor bu saz
yığılıp kalıyor emekleyen yanlarım
haydi be usta
şimdi de sen dinle biraz
ah be usta
metafizikdersin
diyalektiiği översin
ajitasyon çekersin
meze de iyi be usta
yedikçe yersin
çektin rakıyı geldin aşka
bu öyle bir şey değil
sırıtır bütün öğretiler
bu iş başka
içim acıyor
şu sigara dumanına bir hamak gereceğim
uyuyacağım sus
sus be usta