Ahrar
This poem was selected as the poem of the day on 06.12.2011.
Sararmış yapraklarına inat açan
kırmızı begonyalarla süslü balkonların sokağında geçmişti bu yetim öykü.
Zincirleme düş kazası yaşadığımız zamanlarda daha çeyrek asırı geçmemişti yaşımız.
Gecenin kiri omuzumuzda yük olmamış,
Ütopyasını bilmediğimiz insanlara keyif bağışlamamıştık.
Bir annenin doğum sancıları kadar kıymetli değildi yastığımda kalan kokunuz.
Ve en güzel intihar değildi, özleminizin bıçağı altına yüreğimi koymam.
Aramızdaki üçüncü tekil şahıs yalnızca ölümdü.
Ayrılık sıradan insanların yaşayacağı türden duyguydu.
Gözümüzden yaş ancak mutluluktan gelirdi.
Ve yağmurlar sadece saçlarıma taktığınız çiçekleri ıslatırdı.
Yüreğinizin mihrabında aklıma mil çekilirken,
Aşk'a esir düşmüşlüğümün adı Ahrar'dı!
Oysa nerden bilirdik,
Aklımızın kenarından geçmeyen ayrılığın,
Hayatımızın tam ortasını işgal edeceğini.
Baharlarımızın, kışların elinde çürüyüp,
İçimizdeki boşlukta boğulacağımızı.
Soluk benizli insanların tenhalığında yitireceğimiz yılları,
Son nefesimizde bile avutamayacağımızı.
Siz kapı altına bırakılmış çalakalem bir veda ile,
Soğuk pansiyon odalarında kanatırken aşk'lı yanlarınızı,
Ben ayaklarıma dolanan yalnızlığın rahiyasıyla tükettim kaldırımları.
Siz bayım !
Siz alengirli aşkların Tanrısı!
Şarap kokan ağzınızda sayıkladığınız ilahi sır üzerine yemin olsun ki,
Bir gün gelecek bedeninizi dudaklarımla mühürleyeceğim !