Akşamı Mahpus Gece
Zaten öksüz
Akşamın avuçları soğurken gözlerinde
O kahpe zamanla didişen öykü
Yok öyle
Geceyi avutan misaller
Yaşın kemale varma vakti, rengi değişirken hele saçakların
Bacaya tüneyen yavru kumru, ecel hışmıdır
Şubat'a yanaşırken o ilk zemheri
Papatya cesetleri
Sevişirken kül dönümlü kelebeklerle
Ölü böcekler karışır sürgün baharlara
Her adım daha yalın
Kaybolurken militan cesareti yüreğin
Sona yaklaşıp, senden uzaklaşmak ve kör edip aşkın o çocuk hallerini
Ve
Vazgeçip ibadetten
Seccadeleri dağıtırken fukara mabetlere
Üfleyerek içilen acı çorba misali, yakarken genzini şarkılar
Son kadeh şaraba hasbıhal
Yaslanıp o sarhoş duvara, ağlarken içimde hüzün
Gözlerimden kaçan efe hallerim
Erkeklerde ağlar oysa
Gömüp başını o üzüm kokulu masaya
Bir yanda istavrit kılçıkları
Bir yanda kadın teninin tespihe sıkışmış kokusu
Çekerken kehribarı
Hasret niyetine
İmamesinde yoksunluk
Tanrı'yı unutan duanın
Yalnızlığıdır suskunluğum
Kırık sandalyede mi bitmeli
Hicaz taksim
Koparırken arşeyi
Ahşap kemanla sevişen yorgun parmakları çingenenin
Bir bahşiş zamanı daha sürer mi o ezgi
Kaç kuruş eder, ederi
Çürük üzüm kokulu masal, detone güfteli bestede saklanan gizemin
Değer misin
Akşamı mahpus geceye
Faslı çığlıklaşırken kuşlarla uçuşmanın
Yıldızlar yakınken hele, ırzına geçip göklerin
Mesela ölmeye...