Apar Topar Karanlığa Gömülürken
canım bugünde
toprakları kutsal sayıyor
soluklandığım tarçın ağacının dibinde
yine tazelendi ciğerlerim
zaman-zaman kelimelerin büyüsünde
lafı ağzımda geveleyip
rüzgara salmak huyumdan
umuda dal sarsıcı olan
kirpiğimin karanlığına baksana
bak
''şiir neymiş'' deme bana...
ağır silahlar bir seferde öldürür
ama (...)
canımı sıkamam kimsen kimsin
olsan olsan cahil sınıfından
ne ondurur ne de öldürürsün
eteğine aşk otu tohumları ekilse
ota yazık değil mi değişmez
ruhunda kök salmış ki ödemin
aslında acınası en zayıf nokta
malum ateş olsan menfaatlerini yakarsın
canım bugünde huzur sayıyor havayı
sakın ''şiirde neymiş'' deme bana
bu yüz yılda bilinir coğrafyasızlığın
gün
tarih
harfler bayramım
kısaca anayurdum
solan bir gül yaprağında
ney olan
kana-kana kuruyan gözyaşımda
gör bak ben yine bütün satırları
Nisan şenliğinde
derleyip toplayacağım
bak
''şiir neymiş'' deme bana
en çok içimin çocuk merasimi
içimki gökkuşağının 206 rengi
yani gülüşü
solmayan yeni yetme çağı
bir çocuğun gözlerine hapsettiği harfler
hani mukaddes olurdu çocukların olduğu her yer
apar topar karanlığa gömülürken
her şey ama her şey
değişir bu sürgün
bu sıkıntılı günlerde
bu upuzun yol
kurduğum cümleler bazen
berduşlara
kaçıklara
başıbozuk gelin edasındaki düzenbazlara
bazen aslımdan aslım bildiğime
''şiir neymiş'' deme bana
çok zaman ahı çocukluğumun...
/hep susmakla bitmeyen sessizlik
eşkiyanın salıverildiği kasabalar
güzelim hayat çemberinde
başımızda dönüp duran arsızların
kapanmayan yaraları değil mi /