Aşekâ
Aşekâ; bir deli vesvesesi
Aşekâ; bir meşakkatli ölüm
Akşamüstü çıkıp yürümek geldi içimden
Yol uzun
Kaldırımlarda rengi soluklar
Ve kuş ölüleri ve intihar kahvesi bir dolunay
Yürüyorum öylece
Öyle suskun öyle mahzun
İnsan kaç defa atlar suya
Yüzmeyi bilmeden
Boğulacağını bile bile
Ne iter onu rengi meçhul cellatın ağuşuna
Ne denli bir hissiyat
Ne tehlikeli bir hastalıktır bu böyle
Aşekâ; bir mapushane nöbeti
Aşekâ; bir esaret ıstırabı
Lambalar bir şey anlatmak ister gibi bana
Ya da bulutlar şekil şekil
Bir mesaj mı almalıyım bütün olanlardan
Yoksa yitiriyor muyum kendimi
Kimliksiz ve suskun
Ve aciz ve ciddi
Her insan bir kere mi aşık olur
Öyle derler ya hani
Bütün yarınlar
Dünleri anımsamak adına bir oyun olmasın mı
Tanıdığın yeni bir insanda
Ya da ağaçta ya da çiçekte
Ya da yabancı bir şehirde mesela
Ne arar insan
Hep bir bekleme hep bir hüzün
Yaşamak mı denir buna
Hanginiz içinize attıklarınızdan bir gömüt yapmadı ki
Hepimiz birer iyi yalancıyız
Farkındayım
Aşekâ; bir doğum neşesi
Aşekâ; bir ölüm sebebi
Bir yaman çelişki sirayet ediyor bu şehre
Dönmem gerek ait olduğum yere
Odama ve sayfalarıma
Ve karanlığıma belki de
Dönmem gerek usulca
Sahi her insanın karanlığı başka mıdır
Bilemiyorum
Aşekâ; bir kör bıçak yarası
Aşekâ; bir mazur hastalık
Not : Aşekâ bir ağacı saran, beslenmesini ağaçtan sağlayan ve zamanla ağacın kurumasına sebep olarak onu öldüren sarmaşığın adıdır. Aşk kelimesi buradan türer.