Ayrılık Esareti
Vurgu
//
Avucuna kazınan son adresi yitirirken,
Us'un mücadele etmeye son verir,
Sislerin arasında gümüş sövgülerle,
Durup,
Kendini silmeye çalışırsın ıslak kağıtlardan,
Anlayınca;
Yazacak bir fısıltının kalmadığını.
//
--
Zemheri karşımda düğmelerini ilikliyor,
Titrerken ayaz bakışlarım üçüncü sayfa haberleriyle,
Ufak bir gölge hazırlanıyor gecenin sessizliğine,
Morg misali kaldırım taşlarında,
Birlikte yüzmek için.
Bitkin bir halde sokakları,kentleri eşeliyorum,
Ki bu is kokan sokaklar,bu çıkışsız kentlerdir,
Ardında bıraktıkların.
Zaman kendini kırarken bir uçurtma göğe yükseliyor,
Seçemiyorum rengini,seçilecek bir rengi yok
Yalpalamaya başladığında bulutlar bir bir,
Patlıyorlar havada;
Ortalık kan revan,
Önüme düşüyor camdan çocukluk halleri.
Bir Michelangelo heykeli yolumu kesiyor,
Tehdit eden bir hali var mermerin ruhunda,
Üzgünüm;
Bunu seninle bağdaştıramıyorum.
Şimdi Paris'te olmak vardı ya,
Eyfel saçlarıma temas ederdi en ucuz şarapta,
Bu mevsimde en cilveli halindedir üstelik,
Biliyor musum ben hiç Paris'e gitmedim,
İstanbul'u bir seninle aldattım,
Başkasına tahammül bile edemem.
Bir ricam var cisimsiz bir insancığın ricası bu,
Dostum Dali,
Ansızın bir an ölüme sür/realizmi.
Dokunuş...
Yok oluş...
Sus...
Pus...
Tuana...
Sema...
Dülger balığı...
İmbat rüzgarı...
...
Ve ben yatıyorum boylu boyunca güneşin üzerinde,
Yıldızlar tek tek ziyaretime gelirken çekiyorum,
Ayrılık esaretini.