Aysel Kızın Bayram Sabahı
'İçinizde tanıyan var mı Aysel kızı,
Yoksa eğer, dinleyin bu onun yakarısı,'
Rengarenkti,
Akide şekerleri,
Pastane vitrinlerini süslerken,
Yüreğinin camekanında,
Ağlayan kızın yankıları,
Tokat gibi çarpıyordu hala yüzüne,
Aysel kız,
Parka giden insanları seyrediyordu,
İşe giderken kalan üç beş dakikasında,
Nasılda tutuyordu, annesinin elini,
Şu yeni elbiseli kız,
Ya şu çocuk,
Nasıl sarılmıştı babasının boynuna,
Oysa işe gitmeliydi,
Ve büyütmeliydi küçük kardeşlerini,
O güzel bayram sabahlarına,
'Ölmeseydin ya anne, ahh baba terk etmeseydin ya bizi,
Bende çocuk olmak isterdim,
Oysa şimdi yaşım on iki,
İki çocuğum var, geriye kalan, hiç tanımadılar ki sizi,'
Yeşil iri gözlerinden yayılan,
Sönük yaşam umutları da,
Gizli, gizli ağladığı zamanlardan kalan,
Gözyaşları da akmıştı uçuk pembe yanaklarına,
Şimdi, kiri kalmıştı ve açtı hala,
Görmediği o mutlu bayram sabahlarına,
Bugünün yevmiyesi, küçük kardeşe bir gömlekti belki de,
Kim bilir ne kaynayacaktı akşama, isli küçük tencerede,
Bugün bayram, erken kalkın çocuklar masalları söyleniyordu,
Erkendi küçük bedende, hem de çok erken,
Ustası söz vermişti,
Bu bayrama gel, çalış,
Kardeşine ayakkabı vereceğim diye,
Kendi çocuğunun eskilerini,
Döngüsüne tükürdüğüm dünyası,
Adaletine bak be,
Aysel kızdı adı,
Bu mahalledendi, çok da tanınmazdı,
Bir kulübe, üstü naylonla kapalı,
İki kardeş başında, hep gururla yaşardı,
Kalkmış işe gidiyor bir bayram sabahı,
Ve işte durağı,
Tam da bir park kenarı,
Ve bu dünyaya inat,
Ve zulme,
Ve kaybetmeme adına küçücük dünyasından,
Vazgeçmişti, kurban olan çocukluğundan,
Ve
Aysel kızdı adı,
Bir bayram sabahı,
Öylece kalabalığa karıştı,