Bakıştır
Ne denmiştir o geçmişten
Sahiden ne denmiştir bir iklimi kurutacak
Çıkagelecek ince bir rüyanın ardından
Hangisi hangisi denmiştir
Kısa nefesli cümlelerin arasında
Kırk yıl önceden gelen denmiştir
Nefessiz otların arkasına saklanmış,bir korku mu
Odur bütün gecelerin tarihçesi
Anayasası bütünlemelerin,o
Bir soğuk ikindi takmış peşinde getirir
Bir elinde ihtiyar bir balıkçı
Diğerinde suskun bakışlı bir çalgı
Bakışlarıdır bir balıkçının bir denmişlik
Eski kadın tokalarından,ince bardaklardan
Soluksuz adımlara kadar uzanan bakış
Bir ölüyü çıka getirir en meyhane köşesine
Güneşi ağlatır,bakıştır o
Hangi ufak çocuğun
Ya da kaç altmış yaşlının ani ölümüdür
Durmuş saatlerin yelkovanına işlenmiş
12'ye varmayan bir rüzgar
Oradan gelir,sahiden bir bakıştır
İhtiyar geçmişlikten gelen
Limon bahçelerini sürer gün boyu
Yüzü koyun yaşamlar bırakır arkasında
O bakıştır
Hani o yüzü koyunlukların suya yansıması
Şimdi kaptansız bir gemiden
Bilmiyorum kaç sesli kadınlar getiriyorum
Bir tarafı esmer,öbür tarafı yine esmer
Uzun hikayeler yayla bulutlarını sever
Sen o mor göz halkalı kadın
Kaç defa tuttun yaşlı kadın sigaralarını
Bakımlı parmakların ve dar kalçalı yürüyüşünle
Parklardan geçiyorsun,en umulmadık zamanlarda yaşamak gibi
Zaman oluyor bu yani hiçbir şey
Uydurulmuştur yıllar boyu uzanmış
Bir sirkecinin ticaretidir o zaman
Hani daha bir şey olamamış zaman
Topuklu masaların üstündeydi dün
Bir rüzgardı,sonra yok
Mevsim bitmeden cam arayışlarıdır sonra
Bir zaman kaybolur vakti dışında
Yöresi olur bir kadın boynu
Ejderha damgalı ince bir boyun
Sessiz bakışlar toplar çevresinde
Mavi birleşim alanlarından
O bakışları görecek miyim?
Evet o bir şeye benzer bakışları
Her toplu gülüşmelerde
Bir köşeye atar kendini
Ne zaman bir fırtına duysa
Çıkar göğsündeki yara gizlediği gibi soyadını
Doğuştan mı gelir yoksa
Ki o leke mezarları süsleyecek
Sessiz bakışların,suskun dudaklarında
Bir araba kalkar bilinmeyene
Kahkülleriyle bakar,gizli süslenişiyle
Bir şey bağırır
Odur genç kız bakışı
Heryere namsalar durur
Pahalı tezgah bezlerine siner kokusu
Güneşsiz sabahlarda,ışıksız banyolarda
Kendiyle konuşur durur
Ta ki kendiyle konuşur durur
Bir bakış getirirler
Suskunlaşır deniz üstleri,gök tabanları
Işıklar terk eder sokakları
Odur işte kaybolan zaman
İşte o ölü bakışları,geçmişten uzanan
Bu el yıkamalar,zeytinyağı sabunları
Ayna önü bencilleşmeler
Saç kesimleri gündüz vakti
Bir kız halidir,ağlayan
Soyutlaştırır cümleleri
Bir sonsuz getirir o cümle aralarından
Bakıştır o soyutluk
İmkansıza yürüyüş kenarlarında
Bakışıdır ölünün,pişman