Başak
bu şehir bizi taşıyamayacak kadar aciz
artık yaralarımıza kelepçe vuramayacak
takvim yapraklarından akıp giden çocuklar
rüzgara şarkılar öğretmeyecek adın
mevsimine dokunmayacak hiçbir avuntu
dudaklarından süzülmeyecek martılar
hasretin geceye beyaz duvarlar örecek
vurgun bir süngüde ağlarken hatıralar
-hangi zamana gömülebilir ki yalnızlığım
yel kovan akrebin koynuna sığınırken-
saçlarından kayan yıldızları biriktireceğim
hazanın ceplerinden dökülürken sonbahar
rüyalarım başak gülüşlü bir volkan doğuracak
ertelenmiş yarınlar bırakacağım avuçlarına
hiç bilmeyeceksin yüzüme işlediğim sesini
gemiler göndereceğim sürgün denizlerinden
aşk güneşin limanlardan sana bağışlanırken
suretin tüm kıyılarda kördüğüm olacak
ben çıkmaz sokaklar çizeceğim gökyüzüne
ağlama
tamam senin olacak tüm gölgesiz bulutlar
-gözlerin en çok maviye yakın kalacak
yalnız ve çaresizce aydınlığa doğacak umutlar-
Batuhan Gümüş