Befm-i Giranbâhâ
This poem was selected as the poem of the day on 05.03.2016.
..... ........
Ey soluduğum her nefesi
Zerre zerre yüzümün yerlebirliğine çarparak
Gözlerimdeki feri söndüren Yâr
Sür tırnaklarının uzayan keskinliğini
Tenimin münbitliğinde göğerttiğim yaralarıma
Kaydır ayaklarımın altından
Köklerimin tutunduğu toprağımın karasını
Al çal
Seni harf haf kerttiğim alnımın aklığına
Ey beni ense kökümden
Yokluğunun uzaktan menzilliğiyle vuran Yâr
Bırakma infazımı yâd ağyar ellere
Teninle kefenle gidişimin
Yitişimin soğukluğunu
Mezar taşım ol
Göm beni
Benden uzaklara attığın adımların aymazlığına
Sen bilemezsin
Nice aydınlıkları toplayıp
Günümün gün görmemiş göğünden
Kenarı dantelâlı yarınlarla örülmüş
Azmân rengi bir yazmaya sarıp
4 ucunu çaprazlama kavuşturarak biribirine
Saklıyorum işte
Ahşap oymalı bir çeyiz sandukasında
Bilirim
Meyletmezsin
İnanmazsın ya bu abuk ritüel seremonilerine
Anla işte
Gericinin biriyim ben
Beni geri(n)de bıraktığından beridir
Nerede kalmıştık
Ha
Evet
Diyordum ki
Olur ya
Sağnak bulutlu gürültülü bir gök gününde
Yakarız ucunu
Bohçaladığım tüm aydınlıkların
İliklerine kadar ısınır bakarsın Aşk
En uzun şiiri örteriz üzerimize
Çekiştire çekiştire
Ayaklarımız kalacak ya dışarıda
Üşüyecek ya olsun
Giyiniriz ayaklarımıza
Çekmecedeki gözü kaçmış kelimeleri
Şairliğin canı Cehenneme
Kime ne
Yazgısında
Ağyar parmak izi tesbit edilmiş alnıma
Düşer belki de
Saçlarımın derviş uğramamış dağlarında
Omuzunda
Yokluğumun çıkınını astığı asasıyla gezinerek
Olmayacak bir hayale yol çizen
Ak düşmüş kirli sakallarında şavkıyan Leza
Hadi
Tut elimden
Birlikte atlayalım
Sırât'ın Köprüsü'nden...
..... ........