Ben Sen O
"Gel gör beni, vefalı köleni
kıskanmadı ne Nef'i
ne de Fuzuli..."
şimdiki zaman çekiminde
taze incir dalında seni sevmeyi sardım benliğime
kırmızı bir kurdelâ bağladım kalemime
ne kırda
ne sırda
"mısra mısra gezmedeyim..."
canın içindeki cananın, dallarca serildi yüreğine
geçmiş zaman sevgisi dağlarca saçlarında hece
sen ise nağme nağme beni fetih eyleyen bilmece
lif lif ruhumun ırmaklarında yürüdüğüm
mekânsız nefese doğru seninle büyüdüğüm
senin toprağında
"iklim iklim geceleri ezmedeyim..."
yel estikçe dökülüyor sevdaya bulanan tohum
büyüyor sinemdeki beşik
kulağıma kattığın rüya büyüdükçe büyüyor
dedim de
dereler tepeler delik deşik
acılar beldesi değil yiğidim
zaman ötesi bu sevdiğim, zaman ötesi
belki bir çobanın kaval sesi
belki bir yeşilliğin nefesi
"bakamam ama ,coşan ruhumu sezmedeyim..."
sesimi dinle bak ne diyor
kare kare tutuşturduk resimleri
yıldız mı kaydı,ay mı sustu
tanımadık mevsimleri
nasıl mı ?
vakti geldiğinde dökülecekti hazan yaprakları
aniden,takvimler tılsımlı ata bindi
umutlarımızın katili idi hazan
lâkin
üzmedi, Mecnun'nun ve Leylâ'nın kaderini yazan
tanburun tellerinde Dede Efendi'ye akarken nağmeler
feyzinden demlendik
musıkî bahçesinde doludizgin ânbeân doyduk
her kirpiğimizde sevgi damlası
edalı ve soylu
yediveren boylu fasıl fasıl
şimdi evet şimdi
"şimdiki zaman çekiminde hüzmedeyim..."
ben, fırtınanın esrarlı ecesi
ben, yârdan içre yâr yası
ben, yâr yüreğinde sebil, ab-u hayat tası
sen, tabiatımı fetih eyleyen kızıl gülün bilmecesi
sen, makam-ı sûzinat deryası
sen, ruh dilimin aryası
o, sesi topladığım rengi derlediğim sevdam
o, sonsuzluğu dinlemekten tad aldığım endam
o, bir söz söylemeden yüzüme akan adam
"ey Istanbul ! şu an ufuklarında mavi dalgaların sesiyle yüzmedeyim..".