Benden Önceki Yabancı
Her nesne biraz geçmiş, her suskunluk söylenmemiş bir cümledir. Belki insan, kendini bulmak için önce aynadaki yüzünü kaybetmelidir. Çünkü bazen çıkılması gereken yer bir oda değil, insanın kendisidir...
Masanın üzerinde
kimsenin söylemediği bir şey vardı.
dokundum
elimde bir öğle vakti kaldı
sonra
seni düşündüm
birden bütün sandalyeler
yerlerini değiştirdi
pencere,
dışarı bakmayı bıraktı
içeriye açıldı
içeride
çocukluğumun cebinden düşmüş
üç küçük düğme ve
kırılmış bir telaş vardı
hangisini iliklesem
başka bir hayat
kapanıyordu üzerime
sokağın karşısında
bir kadın yürüyordu
elinde,
kendi sesinden yapılmış
saydam bir bavul
bavulunu açtı
içinden dün çıktı
dün,
dönüp bana baktı
“Geç kaldın.”
oysa
saat çoktan susmuştu
bir kelimeyi ağzıma aldım
Kelime büyüdü
oda küçüldü
ben küçüldüm.
sen, hiç olmadığın kadar çoğaldın
sonra akşam,
duvarın içinden geçerek geldi.
kimse fark etmedi
ben fark ettim
çünkü
bazı akşamlar
insanın içine girmez
insanı kendi içinden çıkarır
O gece aynaya baktım
aynada yüzüm yoktu
yalnızca bir kapı vardı
Ve
kapının ardında
benden önce yaşamış
bir yabancı adımı fısıldıyordu
yaklaştım
kapı açılmadı.
Ben de
ilk kez kendimi
dışarıda bıraktım...