Benim Annem
Bana en çok annem gülümsedi...
Yanağındaki aralı pencereden bakardım.
Karşıda ,söğütler eğilirdi alnındaki tapınağa...
Gözlerinden söğüt kokusu sarkardı kirpiklerime ,kirpiklerim uzardı...
Bir elinde mor menekşenin ,saksıya büyük gelen tedirgin kadınlığı...
Diğer elinde babam.
Eteğine toplardı aydınlığın meyvalarını ,dallarını kırmadan.
Soluğuma güneş değdirirdi..
Üşümek ,elmacık kemiklerinden geri dönerdi ,girmezdi içeri.
Pecere hep aralıydı.
Saçlarıma dolanan kokusu ,örüklerimin ucundaki kırmızı kurdelaya sinerdi...
Koku ,aynı dilden aynı şarkıydı.
Sustuğu zaman ,giyotine emanet edilmiş bedenlerin ızdırabını çağıracaktı...
Sustu...O çağrı erken geldi...
Daha gün ağarmamıştı ,yanağını aradım...penceremi!
Pencere örtülmüştü ,kirpiklerime yalın ayak hüzün inmişti merdivenden...
Kirpiklerim kısaldı.
Kokmuyordu söğüt!...söğüt! eğildiğin alın nerde!.
Üşüyorum! ,bir garip soğuk!...
Hani! nerdeler! nerde!...yok! ne babam ,ne de menekşe
Ellerini nereye sakladın anne!!.
Daha gün ağarmadı ve çocuklar...
çocuklar ellerindeki bilyelerin renklerini ayırt edemeyecek kadar çocuktu...
Büyümemişlerdi!...daha büyümemişti ellerim ,ayaklarım,gölgem.
Bana en çok annem gülümsemişti...
Bir yere gitti.