Berzah
“ Daralıyor nefesim, geceler boyu..oysa O! varlığı nefesim, yokluğu nefessizliğim olduğunu çok iyi bilirdi..”
yakamoz yeşili düşlerden kovulduğum günden beri karanlık uğutularla yoldaş edildim
edilgen faillerin bizsiz sokaklarında tekinsiz cinayet mahali ilana çıkarıldı
açık artırımlı can pazarı duraklarında gizli anlaşmaların kursağında bırakıldım
iki büklüm olmuş bedenime arşınsız, dünya yükün altında iyice ezilmeye mahkum edildim
1.
durağan saatlerin Filistin askısı öğretisiydi zan altında bırakıldığım veya geç kalmışlığımın kara tahta önünde tek ayak üzerinde bıçak sırtında cezalandırılışım
o kalp kitabesinde saklı yâr isminin
aklım ile ruhumun ve dahi iklimsiz yangın yeri duygularımın imece usulü hesabıyla yeniden güneşin yanışına terk edilişim
gündüzü katleden geceye rücu eden bilcümle söz takvimlerinin
alaca tarih tozlarında simama gayri resmi intizam ötesi huy giydirilişim
2.
görkapaklarıma
yine aldırmadan geçip gitti uyku dilimleri
terketmedi varolsun,
varoluşuyla
bu aciz bedenimi ayakta tutan
kırk yama sevgim
pencere aralığımda
sessiz, yaslı ilk bahar
neme lazım sevdama yok itibar
dilimin ucunda
şairini kabul etmeyen
o makbul yürekte değer bulmayan mısralar
milyon defa pişmanlık zorlar can kafesimi
sonsuz kadar O’nsuzluk
kesiyor nefesimi
yan’sızım!
her gece göğsümde derin acı- afakan
gözlerimde eriyen sarkıtların şahididir bu alışık hâl
3.
bunca acı dem bulmuşken içime
utansın yalandanda olsa dudağıma misafir olacak olan
gülümseme utansın!
gözlerime güzellik sunacakmış bu dünya
bunca keder dağıtmışken sinemi
her güzellik benden uzak dursun
yerin dibine batsın
boynuma kör çingene boğumu atılsın
müzmin zaman dizginlemesin kibrini
saatler ay olsun günler yıl
her salise, her hücrem yara kürüyle yandıkça yansın
el ver yıkıla yıkıla geleyim sana
dizlerimin üstünde süründükçe
diz kapaklarım kanayıp parçalansın
tenimi ıslatan yağmur
göz bebeklerimde kara su
yanaklarımı yakan ateşten müteşekkil yaş
daralan dünyam daraldıkça daralsın
-bildiri-
kalıtsal mağlubiyetler içinde bütün sicilim
cana can dedikçe canımın canını terk edişini söğüt dallarına münhasır pond aynalarında resmedilişim
ey yâr!
bilirim;
yoksun ya!!!
ögelerim isimsiz,
dağılmış cümlelerim
sağ yanım
sol anım
yekünüm
tüm varlığım
bütün esrik kelamlarım
sustukça lâl olacak dilim….
-n u r e t t i n ÖNDER