Beş Dolar
This poem was selected as the poem of the day on 11.09.2026.
eve dönüş yolun uzun
yine taş atacaklar çocuklar aksayan ayağına
farklı olanı sevmezler Maudie
küçücük kırmızı bir bavula özgürlüğünü sığdırıp yola çıkmanın,
ailenin adını lekelemek sayıldığı bir zamanda
özür dilerim tatlım!
topal olan sen değilsin
doğuştan sakat bu dünya!
“hizmetçi aranıyor” yazıyordu ilânda
ev işleri nereye gidersen git kadının çilesi
ama sen o köhne evin duvarlarına
çiçekleri ve kuşları çizip boyayarak
kölesi değil kadını oldun resmî olarak
sevdin ve sevildin sen de bir nevi
öksüzler evinden bir adamdı kocan
nerede yatacağını sorunca ona
çocukluk yarasını açıp gösterdi sana
“bak!” dedi,
“ben hâlâ tek kişilik yatağımda,
sırtımda yamalı bir dirsek
ve ağzımda kokuşmuş ayaklarla,
yedi kişilik bir ranzayı içimde sabahlıyorum!”
mama verirken havladı köpeğin biri
ağrına gitti adamın yükseltirken sesini
köpekle hiç öyle konuşulur mu şekerim!
senden önce gelmiş hayvan buraya
senden daha kıymetli ve sözünün sahibi
sen o kapıyı örtüp evden çıkınca
aşkının esiri olacağını düşündü halan
ilk taşını ordan yedin b.ağrına
defolu kalbinin depozitosuydu sanki
etine geçirilen acılarla, kiralık düşlerine uyanmak yarınların.
ilk tokadını da suratına yiyince adamın
elinde dikiş tutturamayan çapulcu yaralarla
yeşil renkli bir kutu sulu boyan kaldı
deforme parmağınla çizdin o sevgisiz duvarı
“bu bir kuş” dedi adam şaşırırcasına
sofrasına katık gibi renkli şeyler kattığın
gagasını bile çizmemiştin oysa daha
susuyordu senin gibi kanadı kırık kuşların
ne anlardı ki adam kuştan muştan
altı balık alacaklıydı solucanlı oltasından
sonra bir kadın geldi New York`tan
“dünyayı nasıl gördüğünü çizip göster”dedi
ve “sat şu tablolarını beş dolara bana”
beş dolar cüretlik özgür hülyasını
delikli cebinden çıkarıp koydu masaya
üstelik kargo ücreti uçmaya dahil
evlendiniz sonra o adamla
bir çift eskimiş çorap gibi
yedi kişilik tapulu geçmişi de katma değer vergisi
tuvalde yüzünü henüz çizemediğin hüzünlü bir kadın
bu suskun evde
bu yalnızlığın içinde
daha ne kadar direneceği muamma
bir bebeğin oldu tatlı bir prenses
tıpkı annesi "grandma moses"
sen uyurken ne olduysa
gömdüler çocuğunu toprağa
kucağına alıp koklayamadan
kapıya taktığı sinekliği gibi adamın
kalbinden çıkarmayı unutmuşlardı vicdanlarını
çerçeveledin sen de duvara paslı hayatlarını
bir kuş, kulaklarına fısıldayan bir bal arısı
kocamış dünya bir tuvale sığacak kadar küçük
bir köpekten belki de çok daha fazlası
herkes yalan söylemiş Maudie
ölmemiş meğer minnoş bebeğin
ne kör, ne sağır, ne topal
eli ayağı düzgün bir içim su
uzağında büyüyüp serpilmiş cancağızın
yaşlı bir aileye satılmış şirin yavrucağın
üç kuruşa giden tablolarınla
yolunarak o melek kanatların
tutuşturmuşlar çiçek bozuğu ellerine
ucuza kapattıkları hesabın
bozuk yara üstünü hayatın
m.g