Bıçak Sırtındaki Gözyaşı
Gözünden düşürdüğün,
Gözyaşı olmaktansa
Yüreğinde sakladığın,
Bıçak yarası olurum.
Bir sonbahar rüzgârı eserken dudaklarımda
Ağır gelmeye başlıyor sen olan her cümle gözlerime
Ve yaprak yaprak düşüyor adın
Damla büyüklüğünde,
Islak bir tat bırakarak
Beni öptüğün tüm gamzelerime.
Islıklarıma, sisli bir sensizlik çöküyor
Ellerin yerine,
Yalnızlık dokunduğunda avuçlarıma.
İşte o an
Nefesime bıraktığın ağustos bile üşüyor
Eylül kokan avuçlarımda.
Araftan, cenneti izlemek gibiydi
Gözlerinde bizi düşlemek
Her göz göze gelişimizde
Sonsuzluğu küçük düşürecektik
Öpüşmelerimize sakladığımız cümlelerle
Dudağımıza yapışan imgelerin anlamları
Sadece sende ve bende olacaktı
Ay tutulması şahitliğindeki
Biz olmanın nikâhında.
Suçlama beni gidişimle
Dudaklarının arasına kurduğum intihar sehpasına vuran,
Sendin sessizliğinle.
Ve bendim,
Sessizliğindeki yabancıyı dinleyip,
Bana ait olmayan sözleri gözlerinde okuyan.
Tüm yüreğine sığınmak isterken
Başkasının virgülüne denk gelen
Okumasını hiç beceremediğin bir şiirdim ben.
Gidişim bu yüzden.
Adım,
Vicdanına işlendi dövme niyetine
Ben düştüğümde aklına
Cam kesiklerinin sızısında olacak pişmanlığın
Ve anlayacaksın
Can kırgınlıklarının ne çok acıttığını.