Bilemezsin
kelebeklerin canlılıktı her mevsimde
ülkesi keder saçlarının
bakışın Şubattı üşüten
dalından sarkıyor İstanbul
hangi vardiya silecek bu döküntüyü
umursamazlığının baş harfiydim oysa
bilemezsin bir uykuyu
elinde fenerle beklemeyi
semân başkaları,kapın hep kapalı
ülkelerini sordum suskunluğu koydular önüme
bir yağmur kaç defa doğururdu ellerini
ellerime değmezken boynundaki gümüş
sığmıyor gözlerime bu hüzün
ağlayamadığıma ağladım ihtiyar parklarda
kalabalık tümceler gibi parklar
nereden başlamalı sıfatlar bulmaya yoksulluğa
bütün kalemler kırık
bir nehir göründü bastığın topraklarda
kopmuş redifler salkımlarından
fakat bir yerden başlanmalı kaybetmeye
tekrarlarken yılmalar kendisini
bir otobüs gibi varmalı sana
her durakta alçakca
uzakların ve kimsesizlerin
ağıt dolu pencereleriyle
güne damgalamış bir durgunlukla
ve zamanı solduran şarkılarla
dokunmalı adına
öyle aydın,öyle kifayetsiz,öyle her güzel şey
koymuşlar ki adını
bütün lekeler suya batıyor anıldığında
kekikler,erguvanlar,kaygılar
bir kılıf buluyor acılarına
eksiksin ya çıkmazlarda
ondan karanlığın adresi her sokak
belki bir ağaç solar seni,anlamazsın
yalın ayak korkularınla
o zaman sarılmak anlamı olur yaşamanın
tedirgin bir rüzgar duydum
seninle dolu
oysa kediler vardı sen varken
kedileri okşardı çizgilerin
onlar ki avcunda canlıydı
her şey ölümle anlam kazanıyor
kaç defa sırtını düşledim
örtecek gecelerin buğusunu
umutlar çoğalıyor o gecelerde
biliyorsun
insan umut etmeden yaşayamıyor
bütün kepenkler kapansa bile
bütün cepheler kaybedilse bile
bütün renkler aynılaşsa bile
insan korkmadan yaşayamıyor
sensizliği de kaybetmekten korkuyorum
bilemezsin