Bir Adamdan Bir Kadına Kalanlar
/onca güzel söz
bir çiçeğin yapraklarından
kanatlanmaya hazırdır
unutma ki
ağzından bal damlayan aşk'ın
kuyruğunda bir de iğnesi vardır.../
yaralı, süt gibi beyaz
yol yol kırmızı çizgilere sahip
ve bir zarla kaplıymış gibi duran yüz
incinmiş hangi yanında doğarsa güneş
orada kuşlar ölüyor
-adam sözü ile keşkeler ,yalandan yapılmış bir kale-
can içinde usulca büyüyen nefret
sonrasında gölgesi uzun satırlarla buluşan hasrettir
tespih tanesi yaşların kutsallığına adanan bir duanın
kalp günah işledikçe
mümkün müdür kabulü
-kadın ellerinde döner semazen, tövbesi çilehane-
avuçlara kazınmış
tarihsel kısırlığın yol haritası
ihtiraslı kavuşmaları aklarken
dört duvar kanayan yaraya hesap sorar
göğsünde uyuttuğu düşsel cinnetin aynasında
-adam kabuğu geçmişten kalan bir yara, kapanmaz-
saklanmış kuytulukların
dipsizliği ile buluşunca yalnızlık
gündüzle kavgası neşelendirir
gidişlerin dayanılmaz sanrısını
bir adamı kendin gibi sev ama çok sevme
-kadın kesip göz kapaklarını,diker kalbinin üzerine-
gecenin mavisi ilham perisi
kussa tüm heybetiyle özgürlüğü
alnın tam ortasına
basıp da kayar ölüm
kendi ölümüne kayar gibi
-adam can suyu ile yıkar beden mezarlığında kadını-
bazı hayatlar uzundur
bütün aşk'lar kısa
bir tutam saç kavurur rüzgarla geleni
zor çıkılır bu vedadan sabaha
kalır akşamın serin uykusunda
-kadın not düşülmüş ayraçsız ayrılıklar kitabında yazar adamı-
bir adamdan
bir kadına kalandır
gövdeye yaslanmış vicdan
ki
o vicdandır bitmiş aşk'lar için ağlayan...
alicengizoyunu
(...yalan söyledim sana ; içimizde birbirini bulan yollar, dışımızda hep kayıptı...beni değil, aşk'ı ara...)