Bir Ankara Ayazına Uyandım Bu Sabah
ı.
derininde uyandım düşümün
saat zamanla dalaşmakta
kaldırdım masamdan
akşamdan kalma
ayağı birbirine dolaşan
sarhoş kelimelerimi
ayık kelimelerin cümlesinde
bir hayli arandım
terini alsın diye sırtımın...
soğuk,kışlığını bürünmüş
soluğunu siper etmiş geceye
şahlanmış karakış çatılarda
kişnemekte bembeyaz bir kısrak...
körolası şubat
şubat olalı güldürmez
şu fukaranın yüzünü
pılını-pırtını toplayıp
gideceğin günü beklemekte
eli koynunda ve biçare.
ıı.
bir ankara ayazına uyandım
bu sabah.alaz kesti uykularım
umudun omzunu yolladım
yorgun,dirençli işçi kardeşlerime...
saltanatın iki dudağı arasında
düğümlenen yaşamları yüzleştirdim
sığmadı hayatın hiç bir gerçeğine
bir tuğla daha koydum direncime...
insan,ne zaman,zamanı değil de
kendini tüketmeye başlarsa
kendi yükseltisinden düşüp
yanılsamalarına sığınır ve
neresinden tutsa limelenir
içindeki yaşama sevinci...
yaşamın derin çizgileri kesti anlımı
kaşlarıma düştü kederin öfkesi
yüklü bulutlar geçiyor gözlerimden
binlerce kurt kemiriyor beynimin içini
hayat,nasırımın sinir uçlarına basıyor.
12.02.2010