Bir Dalda Yaşayan İki Güldük Seninle
Bir dalda yaşayan iki güldük seninle.
Elbet bir gün dallarımızdan kopartılacak ve ayrılacaktık
Ayrılacağımız belliydi, belliydi de, böyle yazmamıştık biz sonumuzu?
Her gül gibi, birlikte açıp birlikte solacaktık.
Bir dalda yaşayan iki güldük seninle.
Aynı bedeni paylaşan, aynı ruhu yaşayan
Ve şimdi, ikimiz de bilmediğimiz gözlerin esiriyiz
Sen?
Sen şimdi neredesin? Kiminlesin?
Gözlerin, ya o gözlerin kimleri görüyor artık?
Ve geliyor muyum aklına arada da olsa ne yapıyor diye?
Bazen, bazen bir yağmur damlasında düşüyorsun dudaklarıma.
Sonra yanaklarımdan kayıp gidiyorsun.
Tıpkı ellerimden kayıp bir başkasına gittiğin gibi.
Dayanamıyorum artık sensizliğe?
Gidişlerimin sebebi sensizliğim olacak.
Nereye baksam sen?
Gezdiğim, gördüğüm, yürüdüğüm o yolların hepsinde sanki bir yerden çıkıp bana sarılacakmışsın gibi yaşıyorum hala seni bedenimde?
Ama yoksun işte yoksun?
Kabullenmiyor senin olmadığını yüreğim.
Her yerde seni arıyor gözlerim.
Bir sevgili görmeyeyim el ele yürüyen.
Tutamıyorum kendimi, ağlıyorum çocuklar gibi
Çünkü sen geliyorsun aklıma.
Elini tutup, hiçbir şeyi aldırmadan yağan yağmurlar altında yürüdüğümüz
Sarhoş misali ne dediğini bilmeden bağıra, bağıra seni seviyorum demelerin
Ve bana hiç ayrılmayacakmış gibi sarılmaların?
İşte bunlar, bunlar geliyor aklıma?
Biliyorum dönemezsin artık bana.
Birleşemez ellerimiz, kavuşamaz bedenlerimiz.
Dedim ya dayanamıyorum artık sensizliğe.
Çok bekletme beni gittiğim yerde?
Çok bekletme?
CENGİZ YEŞİLYURT