Bir Enkazın Ardından
Unuttum demişsin herkese,
Aklımda bile değil, ne renkti gözleri?
Ellerini hatırlamıyorum,
Yüzünü bile hayal meyal, görsem tanımam diye eklemişsin.
Ne kolaymış unuttum demek...
Unutmak değil can, unuttum demek kolay olan.
Geçtiğimiz sokaklar vardı hani el ele, kol kola,
Hani bir akşam ezanı vakti,
Ezana hürmeten durduğumuz,
Sustuğumuz,
Ezan bitince yürüdüğümüz o cadde,
Saatlerce beklediğin o köşe,
Ve beni görünce
Dudaklarından dökülen o iki hece:
Canım...
Arafat'ta bekler gibi,
İftar vaktini özler gibi,
Babasının bıçağı vurmasını bekleyen İsmail gibi,
Mezardaki ölülerin ikinci sur'u beklediği gibi,
Musa'nın dağın eteğinde bekleyişi gibi,
Eyüp'ün dertler karşısındaki sabrı gibi...
İşte aynen öyle beklerdim seni...
Tanırdı kulaklarım ayak seslerini,
Yüreğim daha sen evden çıkınca bilirdi geleceğini.
Ellerim buz gibi terlerdi heyecandan,
Kalbim dakikada milyonuncu kez çarpar,
Gözlerimin içi gülerdi gölgeni fark ettiğim an...
Günlerim anlam kazanırdı varlığınla,
Muhtaçken yürek sana,
Beklerken o köşenin kuru ayazında,
İçim ısınırdı varlığının huzuruyla...
Umut olurdu koşarak gelişlerin,
Bir de o içten bakış ve sevişlerin...
Öyle severdin işte, tenden öte,
Yürekten, gönülden....
Bizim caddelerimiz ve köşelerimiz vardı
O şehirde, o güzel şehirde...
Kaldırımlar şahitti tertemiz duygulara,
Sokaklar şahitti özlemlere,
Öyle bir yanışla yanardı ki yürek,
Öyle bir hasretle beklerdi ki can,
O şehrin sokakları ısınırdı utancından...
Sevdanın en saf haliydi hissedilen,
Güneş batana kadar şahit olurdu buna,
Ve okunan ezanlar...
Bir gün bir fırtına esti ve savurdu her şeyi,
Kaçan kaçanaydı o şehirden,
O sevda sarsıldı biraz,
Yitirdi saflığını,
Ayrılık çanları çalmaya başladı tüm kiliseler
Sonra bir rüzgar daha,
Ardından yüreğin artçı depremleri
Ve hazin son, düşmanların beklediği...
Yürekler enkaz altında kaldı,
Bedenler yorgun...
O köşe mahsun, garip ve yetim...
O caddeler yasta, o şehir bir aşka ağladı delice...
Saatler yitirdi anlamını
Sevgiliye hediye edilen saatler kaldı bir tek
Onlar da durmuştu, ne acı...
Saat bile mahsundu,
Akrebe küsmüş yelkovan,
Ayrılmışken sevenler,
Seve seve ayrılırlarken hem de,
Artık yelkovan koşmadı akrebine
Utandı kavuşmaya onlar bile....