Bir Fotoğrafın Bilinçaltı Makas Prospektüsü
This poem was selected as the poem of the day on 07.10.2021.
Siyah beyaz bir fotoğrafın gece bekçisiyim.
Kimsesiz geometrik şekiller üretirim
en fiyakalı makasımla;
narkozu olmadan yırtıyor saç tellerini
yırttıkça yırtıyor nefesimin boşluğunda...
Sol yanımın durmamasından utandım!
Küçüldükçe küçüldü fotoğraf...
İçimi dişleriyle
paramparça ederken göğüs kafesim,
kekeledi makas yardım ve yataklıktan
ellerimdeki sıcaklığa bıraktı tüm düşlerimi!
Naftalin kokuyordu küçük parçalar;
üçgenim yüzsüz
dörtgenim gövdesiz
yine de gezegenin birinci harikasıydı
kollarınla sıkıca kenetlediğin
ninniyle kundaklanmış bedenim...
Şimdi ise daire kavmindenim!
Göbek bağımın mefhumuna
doğurgan hafızamdan intizarlı öfkeler sürerim
ve ne zaman tanrıya
avuçlarımı açmaya korksam,
vahiy bekleyen küskün dudaklarımdan
' bir fotoğraf en fazla kaç parçaya bölünür '
sorusu dökülür, pompaladıkça kalbime
ölüme koşan gül yanaklarının rengi...
Beşik tıngırtısı gibi makasın sesi,
bu kadar çığlıkla
bir tek fotoğrafa hükmetmek
zor geliyor makasımın masumiyet egosuna
geçmesin istiyor adı
beynimin tutanaklarında,
sicili bozuk oysa...
Sahi
fotoğraftaki görüntüyle konuşmak için
ses kaç desibele varmalı?
Son öpücüğün
yamalı bedeninden düşerken yanaklarıma,
hasretine isyan hafızama
verdiğin merhamet yetmiyor.
Boğuyorum boğazımda
logaritmik ve boyutsuz sesimi,
lanetliyorum kirpiklerine dökülen
kalibre edilmiş gözyaşlarımı...
Çoktan yazılan yazı,
bir resim şimdi ;
yegane öznemin gizlendiği gökyüzünden
saçlarıma doğru şirkin ivmesi ile düşerken
makasım bu yüzden seyyah biraz
masum bedeninde...
Biat edilmiş çenesi bağlı tüm ışıklardan
saklıyorum kendimi.
Son tülbentin de
asılı kalsın yüzünün dairesel günbatımında...