Bir Gün Bu Şehir Hatırlayacak Bizi
Bir gün bu şehir hatırlayacak bizi
Bu gece yine geç kaldı gökyüzü,
sokak lambaları erkenden yoruldu.
Bir kadın, paltosunun yakasını kaldırıp kendi sessizliğinden geçti.
Bir çocuk, vitrindeki ayakkabılara baktı uzun uzun;
ayakkabılar yeni,
çocuğun kışı eskiydi.
Ben seni tam orada sevdim.
İnsanların birbirine değmeden yaşadığı o büyük kalabalığın içinde elini uzattın bana.
Bir elin sıcaklığıydı önce, sonra anladım; bazı eller yalnız tutmaz,
insana dünyayı yeniden kurdurur.
Sen gülünce sanki bütün kapılar içeriden açılıyordu.
Ben yıllardır kapısını çalmadığım bir ev bulmuş gibi şaşırdım.
Ama şehir izin vermedi bize.
Şehir dediğin nedir ki zaten; bir avuç beton,
biraz egzoz, çokça unutkanlık.
Sabahları işe yetişen insanların yüzünde akşamdan kalma bir yorgunluk,
maaş gününü bekleyen ceplerde kırışmış takvimler gördüm.
Sen saçlarını toplarken ben dünyanın neden böyle olduğunu düşündüm.
Bir insan neden sevdiği kadına bir ev değil de gelecek vaat etmek zorunda kalır?
Neden bazı çocuklar daha doğmadan borçlu olur hayata?
Neden bir ekmek bir sofraya geldiğinde başka bir sofradan eksilir?
Sen sustun.
Ben sustum.
Çünkü bazı soruların cevabı insanın boğazında düğümleniyor.
Sonra başını omzuma koydun.
O an bütün gürültü çekildi dünyadan.
Ne siren kaldı, ne fabrika düdüğü, ne sabaha karşı açılan kepenklerin sesi.
Sadece kalbin vardı.
Ve benim kalbim ilk kez kendinden utanmadan başka bir kalbe yaslandı.
Belki aşk budur dedim:
Bir insanın yanında dünyanın bütün haksızlıklarına bir süreliğine dayanabilmek.
Ama ben seni yalnızca geceleri sevmek istemiyorum.
Gündüzleri de seviyorum seni.
Otobüs duraklarında, pazar yerlerinde, işten dönen insanların arasında, çocuğuna mont alamadığı için başını eğen babanın yanında.
Çünkü aşk iki kişinin birbirine kapanması değil yalnız; iki kişinin dünyaya karşı gözlerini açık tutmasıdır.
Bir gün bu şehir değişecek.
Bunu sana büyük sözler söylemek için değil,
insanın başka türlü yaşamasının mümkün olduğunu gözlerinde gördüğüm için söylüyorum.
O gün kimse sevdiği insana “Param yetmedi” demeyecek.
Kimse çocuğunun sorusundan utanarak susmayacak.
Kimse gece eve dönerken yarını düşünmekten bugününü kaybetmeyecek.
Ve sen...
Sen o gün yine yanımda ol.
Saçlarını rüzgâra bırak.
Ben sana bakayım.
Sonra ikimiz de anlayalım:
Bunca yıl birbirimizi beklememişiz aslında.
Birbirimizin yaşayabileceği dünyayı beklemişiz.