Bir Hayat ki Sonu Yok
Varıp sevdâya, duvardan da okunur selâm.
Kâhkülüne değer yaz rüzgârı.
Dağlardan aşağı nehirler boyu sessizce dinler sakayı.
Elinde yazma ile beyhude dolanır şehirde.
Rengine verir ruha ilâhû.
Ve serenad eder hâli bir çeşit sürünceme.
Evinden, eteğinden.
Yolu - yordamı sanki Fûzûlî'den.
Olurunda ağaçlar, olurunda sokaklar.
Dil Tevhide hûşû hûşû ama kelimeler edilgen.
Mısralar huzur kokuyor.
Yaşanılan bir nefes.
Ciğerlere çekilen bir nefes.
Demişler.
Hava bedava, hayal kurmak bedava.
Tut ki geceleyin aydınlığın nizamiyesine vardık.
Gün nasıl vücud bulur benliğinde.
Gözlerime çarpan Âşık Mahsunî.
Seyreder kimseleri.
Kaderin eti, kemiği.
Durağından asılır dilekler.
Âh almaz bedeviler.
Sonrasında akşamüstü sohbetleri.
Elinde çay.
Üstü başı çocuk kiri.
Toprağında hayat.
Evvelinde yatan hikâyeler.
Dahası da var.
Sen beklersin seni.
Kaderde yazılıdır adın.
Sonu yok bu yolların.
Nelere dokunacak bu eller.
Ten sevişmelere doyacak.
Âmin olur âhir zaman.
Yastığında kurduğu, kuracağı her şey.
Yağmurdan kalan...
Fırat Bal
17.05.2019 / Cuma