Bir Korkağın İtirafları
Böyle bilmezdim ben
Sarhoş naraları varmış bütün kentlerin
İnsanın içini ürperten
(Ben de sarhoşum ama içimdeki nara sessizlik hükümlüsü, yoldaşlığın amentüsüdür aynı zamanda)
...
Bir isyan patlasa gökyüzünde diyorum
Tam da şimdi şu anda patlasa
İnletse yeri göğü göğün gürültüsü
Ki bilmezsin sen
Hiç korkmam gökgürültüsünden
Sarhoşum diye değil
Alışkınımdır yaygaraya
Gök gürültülü geceler ninni olmuştur çünkü çocukluğuma
Ardından
Yağmur yağsa
Çanlar davullar vursa
Sirenler çalsa
İnsanlar ıslak ıslak kaçışsa
(Korkmam ben ıslanmaktan)
Yağmur yağsa ve
Boşalsa sokaklar
Sınırlar duvarlar yıkılsa
Silinse ara sokaklar
Devrilse barikatlar
Sesi kısılsa kentin gürültüsünün
Kentin bütün pisliği aksa
Gibi lüzumsuz isteklerim var şu sıra sevgili
...
Oysa keyfim yerinde
Kurulmuşum masaya
Masa dört köşe keyfim dört köşe
(Ki her akşam kurulmuş saat gibi kurulurum masaya)
Biraz ucuz şarap
Biraz hırpanilik doldurmuşum kadehe
Ve oturtmuşum karşıma
Sevişilmiş bütün aşk tariflerini
Sömürülmüş envai sigara artıklarını
Odanın rengini solduran bolca dumanı
Bir miktar öğütülmüş aleladelik
Ve bir gece önceden kalma
Mayışık haleti ruhiyeyi
Ah be kadın ah ahh
Şimdi var ya
Şimdi
Bir tutam melankolinden
Bir somun esmerliğinden
Bir lokma zerafetinden olsaydı
Ne doyumsuz ne güzel olurdu masa
Oysa
En can alıcı yerinden çizilmiş pikaptaki plak
"Şimdi uzaklardasın" diye
Hep aynı nakaratla inliyor
"Kavuşmak hayal oldu"
Diyecek ama
Yorulmuş benim gibi Zeki Müren
Yetmiyor gücü
Benim gibi sensiz devam etmeye
...
Bu gecelik
Bir harf olsam diyorum yokluğunda
Merhabanın ya da
Ceylan'ın M'si gibi
Sadece seni yazan bir harf mesela
Aksam kağıtlara
Döksem sensizliğe küfrümü
Boşluğa uzanıp tutsam
Tuttuğum yerden başlasam
Yağmura gebe bulutlara seni anlatmaya
Bütün renkler sadece tanyeri olsa
Sadece tanyeri olmalı mutlaka
Çünkü korkağımdır
Korkarım ikindi vakitlerinden
Az sonra akşam olacak ve
Ben kimsesiz öleceğim diye değil
Uzaklıklar çok koyuyor be güzelim
Çok ağır çok zûl geliyor
Sensiz uyuyakalıp sensiz uyanmak
Şu sersefil yüreğime diyedir hepsi
İçim kan revan savaş meydanı
Bir cephede ben ve sen
Bir cephede zamanın namertliği
Ortada kırlangıç kanatları dizilmiş dikenli teller
Dudaklarımda kahrımın diş izi
Dilimde soluk soluğa kanayan bir yara
İçimde patlayan bir mavzer
Vuruyor boynu bükük şarampol çiçeğini
Ve ben korkuyorum
Tutamadan son kez ellerini
Vuslata ererse gönlümün çaresizliği diye
Duymuşsundur kesin
Ayıkken susanlar
Sarhoşken anlatırmış
İçine çöreklenen efkarı
Ve itiraf ediyorum
Sensiz karşılamaktan korkarım
Turuncu sabahları