Bir Martı Çığlığı
çatlayan iki damardan
fışkıran kan gibi dağıldık ortalığa
sen sığındın,gönülsüz bir limana
ben inat yaptım,kadere sözüm ona
belki bu yüzden,küskünlüğümüz,dargınlığmız
dilimizin ucunda düğümlenen
sessiz harfler gibi
boğuyor hıçkırıklarımız
dün gökkuşağı bürünen hayallerim
bugün hazan rengi
yırtıyor gecenin göğsünü hüznüm
neydi gönlümün dengi
hangi sevdaydı son çözüm
bilinmedi kalbimin kadri kıymeti
çürümüş bir gül yaprağı gibi
ezildim/unutulmuş,buruşuk parmaklarda
kimsesizliğimi hay_kırdı hep aşk yağmurları
ve şarkımızı mırıldandım her defasında
sahi
sen de hatırlar mısın?o nisan yağmurlarını
çınar ağaçlarının altında yağmurların kesilmesini beklerken
yaprakların hışırtısını
gözlerimin ışıltısını
kalbimin zıplayışını
sen kısık gözlerinle kızıp öfkelendiğinde
ben korkar çekinirdim
sen birazcık üzüldüğünde
ben endişelenir erirdim
şimdi sen hiç yumuşamayacak
sert ve soğuk iklimlerdesin
bense içimdeki sızıyı
sızmasın diye gönül mazgalımdan
hala içimde barındırıyorum
ve sessiz kalan çığlığımı
acımasız rüzgarınla bastırıyorum
ben şimdi nisan yağmurlarıyla
v/az/geçilmiş,terkedlmiş sokaklarda ıslanıyorum
kirletilmiş duygularımı,zehirden arındırıyorum
gecenin şavkı vurur gözlerime
ben yokluğunda yan/sırım
bu kahpe şehrin alacakaranlığında
şimdi açık bırak istersen
gönlünün penceresini son kez
geçmekteyim kuş sürüleriyle,bir martı çığlığında.