Bir Yabancı Veda
Gözlerinin gücenik ülkesinde
kilometrelerce yorgunluğumdan sonra
bir resmine üflenen iklime yenik düştü adımlarım
Say ki gençliğinin metanetini koruyamadım
kurtuluşa muştulanman için
yahut yeniden doğman için akvamın kızıl güllerine
suretimi ruhuna adayıp
sana dair bir cümlede kurulamadım
Yine de bırak bir uçurum kenarına bu yabancılığımızı
elleri gözlerine siper olan korkaklığımı örseler gibi
karşımda dur
yüzüm sana yabancılığından utansın
ve uslansın fikrimin sen özlemleri
ölümler sarsın bu imkansızlık denen illeti
Gözlerini tarihi düşülmemiş bir anda yüzüme vur
vur ki suçlansın yazgımın sana olan uzaklığı
Nasılsa benden kalma bir anıdan hatırlanamadım
doldu işte mühleti merhabaların
bir hüzün eşliğinde vedalandım
gölgeme dokunan adımlarımdan
geceye çıktı yollarım
Bakma sen aşka düşer oluşlarıma
acıyla aşık attım o vedadan sonra
Sözlerinin geceyle barışık olduğu saatlerinde
sen üzülme diye bilmediğim o yerlere kapılar araladım
Alnından öpülesi düşlerimi kendime bile yalanlayıp
yalnızlığa duldalandım
bil ki sana yar
bana yara kalacak bu yabancılığımız
hiçbir zamanın hiçbir vaktinde yaşanmayacak tanı'şık'lığımız
rüküş bir yabancılık yüklenip
terkedilmiş sözcüklerimizle yaşlanacağız
Gıyaben anılacaksın
yürüdüğüm yolların nereye çıktığı belli olmayan seyirlerinde
sözcüklerimden sökülen harflerin intiharı adına
bir akşamın gün batımına yazılacağız
ve hep gece kalacak adımız
(lâht...
Niğde / 3 Ocak 2012