Çağrı
Şu anda elin kapı kolunda olsa
Seslensen kapıdaki nöbetçiye
Desen ?Çağırır mısın bana onu??
Nöbetçi kim olduğunu anlamasa
Örtülü bir gülümseme versen
Anlasa
Sen,yine koyu odanda kalsan,bambular içinde beklese
Ve
Kapım çalınsa
Dünyadan başımı kaldırıp baksam
Başım dönse bu ağırlıktan
Dünyayla bir olmuş olsam
Nöbetçi ismimi çağırsa sessizce
Sert sert baksa;coşkusunu,sırlarını gizleyerek
Düşüncelerimi yapraklara versem,alıp götürseler
Ayağa kalkıp başlasam gelmeye
Buz kesmiş olsa parmaklarım
Güneş yapışsa sımsıkı
İçimin kararmış olduğunu bildiğinden
Derin nehirler yarsa ortadan ikiye beni
Sonra kapının önünde beklesem
Farketsem ki kapı aralık
Belki içinden bir asma eksilmiştir diye düşünsem
Fakat anaforlara bıraksam içimi
Her şeyin savrulup eriyeceğini bildiğimden
Ve
Karışacağını karşımdaki yeşilliğe
İzlesem bir an tablodaki bekleyişi
Kutudan beni izleyen türlü gözleri
O ellerin ritmik,telaşlı halini
Gözlerin yağmur damlaları gibi devrilişini
İşaret parmağımı büküp,buluştursam tahta kapıyla
Başını çevirsen
Ve ben!
Yüzünü,çamların rüzgarda süzülüşü kaplasa
Uykunun tatlı hoşluğu çökse üstüne
Başın uzansa,zarif ve gölgeli
Vücudumda kan yarış etse
En hızlı uçaklarla gökteki
Saatleri göz ateşinde yaksam
Zaman algısının pencerelerini
Bir süreliğine kapatsam
Sonra benden oturmamı rica etsen
Ve otursam
Düşünen makineye dönüp
Birkaç saniye kazanmaya çalışsam
Rahatsız edilmemek için
Bütün mekanik pencereleri saklasan
Bu sırada ben,bana yakışan şekilde kalıdırıp başımı
Caminin,bulutları kutsayan minaresine baksam
Yüzümden sanatçılık aksa,topuzlu saçlarıma sarılsa
İletişim kanallarını bağlasak nihayet
Birikmiş sorumlulukların fişini çeksek
Kitaplar hakkında kaşlarımı kaldırıp
Ukalalık yapsam gülümseyerek
Sen,
Karşısında otorite duran çocuk gibi
Dura dura konuşmaya çalışsan
Müzik,çevre,gezmek...
Siyaset,yaz ve gitmek...
Gitmek deyince hüzünlensek
-ki hep hüzünlüsündür zaten-
Tuta tuta kendimi gülümsesem
Korka korka yaptığın nüktelerine
İşte,şimdi çağırsan,bir çağırsan...
Sonsuzluğa uzatmak istediğim bir konuşma başlayacak
Öyleki
Buzullar kalmamış olacak
Gezegenlerde yaşamlar başlamış
Dünyada içecek su kalmamış
Nice devrimler yapılmış olacak
Sonra zaman penceresi açılacak tekrar
Zannedeceğiz sadece bir bulut geçmiş
Bir yağmur yağmış belki yarım saatlik
Rahatlayacağız
Ama fark edeceğiz ki
Bir dönüm noktasına varmışız
Milat olmuş o gün
Biz şaşırıp kalmışız
Ne konuşmaymış böyle
Öylesine huzurlu,öylesine zevkli
Sonra
Derin bir nefesle uyanacağız
Göreceğiz ki
Bunlar yalnız hayallerde kalmış...