Can Yoldaşım
taşlı tarladaki ekinleri yararak iki yana rüzgarla
tepelere doğru aştım yolları
çamurdan yağmurlar düştü gocuğuma
alev döşediler çiçekli patikama
önüm arkam
sağım solum
pus içinde pusu
uzun uzun terleyerek
uzun uzun türkü söyleyerek
terim damladı güneşten kızarmış kayalara kanımla beraber
sen ey can yoldaşım
hep benimle
hep bir adım önümdeydin
rehberimsin
heybemden bir bahar gecesinin gök yüzünü çıkarıp
sersem önüne azdır
elimi bırakmadın hiç
seni buldum ne iyi
ateş böcekleri dökülmüşken doğanın eteklerine karanlıkta,
kör gecenin sabahında seni buldum
kızıl damlalar gibi laleler
serpilmişken tarlaların yaşlı göğsüne,
terkedilmiş ve kimin mermileriyle dövülmüş
belli değil tarumar tarlalar
tarlaları aşarak ve de dağları,
yolumuz seninle
ne iyi
sen ey can yoldaşım
biliyorsun dün gibi hala
yaralandım bağrımdan ki değme
kan damlaları göğsümden sızdı durulmadı,
mermisinin sızısı hasretin
genede alamadı yar başının izini sol yanımdan
taşırım yorgun
taşırım gururlu
yürek susar mı hiç
dilim kırbaç
vurur sırtına sırtına
şu gecenin karmaşasına
emek ateşiyele eritip
sevdamın çekiciyle döveceğim alnını karanlık senin
kayalarda yürüdüm bir zaman
ve kaldırımlarda da yürümedim değil
hepsi senin uğruna
senin yolunaydı
sen ey can yoldaşım
seni kavuşturmak için
esaretinin elinden
hürriyetine
can yoldaşım
gönlümün hediye ettiği bana
biricik
tek yavrusu
sevdam
sen ey can yoldaşım...