Canım'a / Yandımsa Yandım
canım...
sen bana her canım dediğinde
ağzın olmak istiyorum,
dilin damağın...
kurumuşken yeşeriyorum.
aklımın kalanı da gidiyor başımdan,
avareleşiyorum!
kah mutluluktan kah derdimden
içiyorum bazı bazı,
kadehlerle öpüşüyorum.
tadının damağımda kalışı gibi
damağımda kalıyor şarabın tadı.
başkalaşıyor yudumlar...
senin gibi...
hem tatlı,şeker gibi
hem de zehir misali acı.
alnımın ortasından
kızgın bir mühürle damgalanmış yazı
adın.
ve senden dönüşlerimde
gören kimisi diyor ki
''cehennemden dönüyor
yanmış bu kadın.
günahkara bakın!''
oysa ben yalnızca
aşık oldum ahali!
aşık oldum!
yandımsa da yandım!
aynalardan sana baktım...
camlardan,balkonlardan...
yeşile değil,denize değil
kendime ve hatta ötesi,
kimseye değil!
sadece sana baktım!
rabbimin affettiği kadar
gözettiği kadar...
rabbimin verdiği kadar...
sevdim!
senindim!
o kadar!
ve muhtacım!
dolunaya bakarken gördüğüm güneş
yağmura bakarken bulut
yıldızlara bakarken sema...
sen oluyorsun!
görünenin arkasında aslolansın!
olmasan tamamlanamayacak kadar,
muhtacım!
canım!
kendimi anlatmak için alıyorum kalemi elime
sen yazıyor mürekkebim!
benden öte bensin!
gören gözlerim için bir şükür namazı
kılmaya,vardığımda secdeye,
gördüğüm sen olduğun için açılıyor ellerim.
mükafatım oluyorsun!
benden öte bensen,
senden öte de rabbim!
bizi birbirimize bağlayan,
gümüş halka oluyorsun!
oysa ben yalnızca aşık oldum...
canım...
yandımsa yandım...