Çıplak
Ağustos ayının yakıcı sıcağında,
Üşüyordu benim çıplak bedenim.
Asıl çıplak olan bedenim değil,
Aşka ve sevgiye susayan,
Gönül kafesimin içindeki yüreğim.
Yoktu bir ısıtan çıplak bedenimi,
Avuçlarımın içine üfürüp,
Ellerimi ısıtan,
Küçük çocuklar misali.
Kafamı koltuk altlarına alıp,
Göğsüyle kulaklarımı ısıtan,
Rüzgarda kafasını saklayan,
Üşüyen leylekler misali.
Ne yapacağım şimdi bu sıcaklıkta ,
Buz gibi üşüyen çıplak bedenimi.
Kim saracak,kim ısıtacak,
Bana aşkı ve sevgiyi kim aşılayacak,
Söyleyin bütün bunları acaba kim yapacak?
Hiç unutmam,
Yine böyle sıcak yaz mevsimiydi,
Yine üşüyen benim çıplak bedenimdi,
O zamanlar daha küçüktüm,
Üşüdüğümde ne yapacağımı iyi biliyordum.
Usulca kedi gibi annemin yanına sokulup,
Uzatırdım kafamı koltuk altından,
Sımsıcak göğüs kafesine.
Ellerimi gizlerdim kolunun yeninin içine.
Birden ısınıverirdi çıplak bedenim,
Anne sevgisi ve anne şefkatiyle.
Ama şimdi durum aynı mı?
Değil!çünkü o zaman üşüyen,
Benim çıplak bedenimdi.
Şimdi ise üşüyen,
Çıplak bedenin içindeki,
Minicik el kadar yüreğim.
Arıyorum,bu yüreği ısıtacak,
Aşk ve sevgiyle doyuracak,
Ruh ve bedeniyle birlikte,
Benimle toprak olacak,
Çıplak yüreği üşüyen,
Benimle aynı kaderi paylaşan,
Dertlerimiz aynı olan,
Arıyorum birisini yüreği çıplak.