Çocukluğum
Çizgiliydi çocukluğumun geçtiği taşlar.
Bugün bile hatırımda üzerinde oynadığım oyunlar.
Ya koca incir ağacının bulunduğu bahçemiz?
Kömürlüktü heryan.Ama öyle mi bakardık biz?
Her yan bağ bostandı sanki,
Farklıydı soluduğumuz özgürlük o anki.
Bildiğimiz en büyük suç; komşunun kapı kollarını sökmekti.
Nerde ne böcek var onları camlarında öldürmekti.
Bilebilirmiydim ki o zaman kızdığım teyzeleri bugün özleyeceğimi.
Meğer gün gelip utanacakmışız,dalında sallandığımız ağaca çıkmaktan,
Zillere basıp basıp, arkamıza bakmadan kaçmaktan.
En çok utandığımız şey,sevgililerimizin onu sevdiğimizi öğrenmesiydi,
Ve en kötüsü de ispiyoncu birinin bunu bilmesiydi.
Havaya yayılan kızartma kokuları,yaz akşamlarının müjdecisiydi,
Hele o paket paket çitlediğimiz çekirdekler tek eğlencesiydi.
O zaman ne kadar masumduk,tanımıyorduk yalanı,
Hep dost sanıp,oyunlarımıza alıyorduk hayatı.
Ama tek yalancı o çıktı.
Her birimizi biryere dağıttı.
Önce babamı aldı bizden,
Sonra ablam gitti akibetini bilmeden.
Ardından da ben.Daha oyunlarımı bitirmeden.
İçinde büyüdüğümüz ev bile yorgundu,küskündü.
Eeee..artık kime açacaktı kapılarını elli kere?
Ve işte o da dayanamadı,bıraktı kendini bir işyerine.
Her önünden geçişte girmek isterim bahçesine,
Ama ne anlamı var ki? Artık kimseler oynamıyordu içersinde.
Eskiden teyzeler,amcalar biz çocukken dedikleri zaman gülerdim,
Hiç teyze amca çocuk olur mu derdim.
Sanki masaldı bize anlattıkları,
Nerden bilirdim ki? Şimdi biz olduk o masal kahramanları.