Cürmümeşhut
Cürmümeşhut hallerin donanırken geceme
Gel bu gecemin konuğu
"Seni öyle çok özledim ki!..."
Yanıp söner zühreler gözlerimde
anlık fasılalarla parlar kavruk düşünceler
Sözler budanır
ötelere meyleder
Sağanaklar gözlerimden düşerken türaba
bir muştuyla uyanır mor ufuklar sabaha
Feza ışığa doymuş
mahzun libasım boyanır âşka
Ahvalim değişir
feveran hallerim hicap duyar
Tecellimdir zuhur ederken sözlerin sırrı
arzdan arşa yükselir âşk
Ayyuka çıkar hislerim yaralı
feryadım bu
Sıradağlar gibi gözlerimde yükselirken silüetin
dingin tınılar dolaşır sessizlikte
Sahibiyle maruf sözler
nâr-ı beyza gibi yakar
Sırça köşklerim yanar
çerağ çerağ içinde
Şevkimi kıran haller cereyan eder durur
tesir etmez gönüldaşlık ettiğim sırlar
Gecenin karasına bürünür
serap değil ki bu hakikat
Meşgaleler bulur sığınırım zamana
nereye bu kaçış
Hicapkar bir yüzle vakfeye durmuş
yüreğime tecelli ederken vasfın
Günün son ziyası düşerken uzar gider gölgeler üzerimde
O pak simadan dökülür inci misali yaşlar
ikrarım aciz
Ümitvarım sinem ateşlerde yansa da bir serinlik düşer
kızıl dudaklarımın nârından
Uykularımı perdeler zafiyete düşerken düşler
Kendimi sakınırım bakışının zindanına düşmekten
Bitab düşer med gelirim cezir gidemem
Melek...