Daha Çok Kanar Bu Yara
arıların sarı vızıltıları kesildiğinde,
mavi bir nehir gibi
akıntıları hızlanıp köpüklendiğinde rüzgarın,
varsın olsun
azaldığında çocuk adımları umutların,
kurumuş yaprağı şu yazın
yarın,
çoktan karışmış olacak
bacalardan tüten ala dumanlara...
karlar bir pes bayrağı
dalgalanacak üzerimizde,
biz pes etmeyeceğiz,
sadece yarım kalan dalda yemişin çaresizliği ile
izleyeceğiz kışın gelişini
kanatlıların güneylere geçişini
ve çalacağız radyomuzda
bir anadolu ezgisini...
sen inatla beni düşleyerek
cigaranda efkar ateşi çıtır çıtır,
pencerenin pervazına dayayıp dirseklerini
önündeki kar örtülü çatıların üzerinden aşarak o şehri
uçabilme ihtimalini düşüneceksin bana,
benden habersiz
masumca...
bense,
ıslığım ince
hastalığım ince
yolum ince,
yürüyeceğim
zulmün dikenli demirden gürzü başımda
bakmaz gözümün yaşına
ne zaman gelir akıl başa
namlu gölgesi altında
yürüyeceğim,
gecelerce yalvaracağım,
korkuyorum
annem tutsun elimi
getirsin sana
yoksa
daha çok kanar bu yara...
.........................................................................