Değişen Özgürlük Aşkı
şair sözü değişen biz değiliz
sözce terelelli büyüktür kahpenin dağı
sırf taarruza zorlanmasın diye
bir damla iken kesilen parmakların kanı kurumaz
tahrip oldukça azgınlığın ötesine siner kır uğruları
gaddar parmaksız ellere soğuk harp silahı gibidir
yetmez topluca alınan tedbir
ki ölüm kusmaya doymaz harami
değişen biz değiliz
anladım barış zamanları
yeşerip büyüdükçe kasvetli dağın örtüsü
dağlar zindan
sözde yurtseverlik
lafın kısası delik deşik
aşınma sürecinde dağlar
ve değişen özgürlük aşkı
korkarım vurdu kırdı yetmeyecek
düş martısı mıyım neyim ben
çünkü yetmeyecek teni yakan ateş
dağlar ah bu sıralı dağlar
kanımca düpedüz insan eti yiyecek
yaşamak için tükenen anadilim
karanlığa bürülü bu dağlar
dik yamaçları yıldızları küstürür
rüzgar esintisinde bile nefes keser
gerçeğin özü sızılı kuşanmanın kara lekesi
ne olacak
gün olacak
can istemekle
yiğitlik manasını yitirecek
korkarım ıpıslak çocuk gözleri hiç mi hiç kurumayacak
sisli bir gölge gibi süzüldükçe an
anladım yaşamadan göz yelkenlerimizi indirecek zaman
değişen ne biziz ne şafak vakti , ne de sarı güneş...